Hack I TurkHackTeam Turkish Hacking&Security Platform  

Geri git   Hack I TurkHackTeam Turkish Hacking&Security Platform >
THT TÜRKİYE
> Atatürk Bölümü

Atatürk Bölümü Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk özel bölümü...

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 12-10-2008   #1
Tuğgeneral
 
CoveRed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Genel Bilgiler:
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nerden: !!! TANRI DAĞLARı !!!
Mesajlar: 2.575
Konular: 1611
Ettiği Teşekkür: 269
255 Mesajında 408 Kez Teşekkür Aldı
Nutuk’a psikolojik tahlil değil, önce adam gibi yayın gerek




Nutuk’a psikolojik tahlil değil, önce adam gibi yayın gerek

Mustafa Armağan

Devlet Bakanı Mehmet Aydın 7 Aralık 2007 Cuma günkü Bütçe görüşmeleri sırasında TBMM’de söz almış ve herkesin Nutuk, Nutuk diye tutturmasına rağmen henüz nâtıkının, yani Gazi Mustafa Kemal’in Nutuk’u hazırlarkenki psikolojisi üzerine çalışılmadığını söylemiş. Bakan Aydın’a göre bu amaçla yurt dışındaki üniversitelere bir iki öğrenci gönderip söylem analizi öğrenmesini sağlayacaklarını da sözlerine eklemiş. Ancak Sayın Aydın’ın affına sığınarak söylemelim ki, biz henüz Nutuk’u yayınlayabilmiş değiliz ki, psikolojik veya söylemsel tahliline geçelim.

Nasıl yani? İrili ufaklı bunca Nutuk kitabı ortalıkta dolaşıp dururken nasıl olur da Nutuk henüz yayınlanmamıştır dersin? diye kabaracaklara biraz sakin olmalarını tavsiye ederim. Çünkü konu vehamet boyutunda ciddi.

Nereden çıkarıyorum bunu peki?

Vaktiyle Sami Nabi Özerdim çok uğraşırdı Nutuk metniyle ve sık sık vurguladığı şey, hala eksiksiz ve hatasız bir Nutuk’a kavuşamayışımızdı. Sizin anlayacağınız, bugün piyasada olan Nutuk’ların hepsi şöyle ya da böyle hatalı.

Nutuk yasaklanıyor!

Nutuk, ilk yayınlandığı 1927 sonlarından itibaren Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisini belirleyen en temel metin olarak zikredilmiş, kendisinden sık sık örnekler verilmiş ve adı Atatürk ve Cumhuriyet ile birlikte anılan ana kitap olarak kabul edilmiştir.

Gelin görün ki, 80 yıl sonra bile bu temel metin hâlâ yanlışsız ve eksiksiz bir şekilde yayınlanabilmiş değildir. Çünkü Nutuk, talihsiz bir dönemde, yani harf devriminden bir yıl önce yayınlanmış, harf devrimi yapılınca, ironik bir şekilde Nutuk da, sakıncalı ve yasaklı (evet yasaklı!) bir kitap sayılmıştır. Ve Cumhuriyet nesli, Nutuk’u okuyabilmek bahtiyarlığına ancak 6 yıl sonra erebilmiştir. Ne yazık ki 1934’te 3 cilt halinde yapılan Latin harfli ilk neşir, bu defa eski harflerden yeni harflere aktarılırken yapılan yanlışlarla malul olarak çıkacaktır.

1960’lara gelindiğinde, artık Nutuk’un yeni neslin anlayabileceği bir sadelikte yayınlanması gündeme gelmiştir. Türk Dil Kurumu bir heyet kurarak bu işe girişmiş ve 1963’de ilk defa Öztürkçeleştirilmiş Nutuk metni yayımlamıştır. Bunu bugüne kadar tam veya eksik sadeleştirme olmak üzere onlarca Nutuk ve Söylev yayını takip etmiştir.

Ne var ki bu Nutuk veya Söylev’ler 1927’deki Arap harfli neşri değil de, hatalı olan 1934 neşrini esas aldığından yanlışlar devam etmiş ve ehliyetsiz sadeleştirmelerle iyice içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir.

Sadece Nutuk’ta değil, Söylev ve Demeçler’de de hatalar sürmektedir. Nitekim 1925 yılında Konya’da yaptığı konuşmada Atatürk’ün “müessir sizsiniz” (siz yaptınız) sözü, metinlere yanlışlıkla “müteessirsiniz” şeklinde geçmiş ve Söylev ve Demeçler’de bu kelime “üzgünsünüz” kılığına sokulmuştur!

Nutuk’taki hatalar

Mesela Nutuk’un son cildinde yer alan 28 nolu belgede menviyet (amaçlar) kelimesi maneviyat olarak yazılmıştır.

Belge 112’deki dûnan (alçaklar) kelimesi dendan (dişler) şeklinde geçmektedir.

Belge 238’de Kâzım Karabekir’in bir mektubu nakledilirken “o cahiller” ifadesi geçmektedir ki, bu ifade yerine ve metnin akışına hiç mi hiç uymamaktadır. Doğrusu “mücahitler”dir. Trakya belgelerinde ise “****netimi imha ve celadetimi iade edecek” denilmektedir. Cümlenin gelişi göz önünde tutulduğunda burada imha değil, ihya kelimesi kullanılmış olmalıdır.

Ester ve mekkâri (katır ve at, deve gibi kiralık hayvan) kelimeleri, usturumkâri (artık ne demekse?) yapılmıştır.

Velhasıl Nutuk, Genelkurmay Harb Tarihi Dairesi’nde mevcut olduğunu bildiğimiz orijinal yazma nüshasıyla karşılaştırılarak hatasız olarak yeniden yayınlanmalıdır. Ayrıca bir zamanlar Ziraat Bankası kasalarında saklandığını bildiğimiz belgelerin orijinalleri yeniden okunmalı ve hatalar düzeltilmelidir. Dipnotlarla bazı olayların arka planlarının açıklanması ve metin içi bağlantıların kurulması da gerekmektedir ki, gelecek nesiller eli yüzü düzgün bir Nutuk metni okuyabilsinler. 84 yıldır bu işin sağlıklı bir şekilde yapılmamış olmasına ne kadar hayıflansak azdır.

Türkiye'nin kurucusunun temel kitabı tahrif ediliyor, kimseden çıt yok. Sonra da kalkmış, bilimsellikten, objektiflikten, Aydınlanma’dan bahsediyorlar. Bir defa Aydınlanma’nın ilk şartı, önündeki metni doğru dürüst okuyup anlamak, sonra da yeni nesillere adam gibi aktarmaktır.

Türk Dil Kurumu hesap vermeli

Peki, Atatürk'ün kendi eliyle kurduğu Türk Dil Kurumu, yıllarca Türk halkına saç baş yoldurtan yeni "tilcikler" uydurmaktan vakit mi bulamamıştır acaba Nutuk'la ilgilenmeye? Bulamamışsa neden bulamamıştır? Nutuk’tan daha önemli işleri olduğunu söylemesinler bize. Bir zamanlar, Behçet Kemal Çağlar'ın Bugünün Diliyle Atatürk'ün Söylevleri (1968) adlı kitabını basmıştır mesela TDK. Bu kitapta, bizzat Atatürk'ün sözlerinin nasıl tahrif edildiğini yıllar önce Fethi Naci, Atatürk'ün Temel Görüşleri adlı kitabında ortaya koymuş ve şöyle demişti: "Varlığını Atatürk'e borçlu olan TDK bu tahriflerin hesabını vermek zorundadır."


Nutuk nasıl çarpıtılıyor?

Piyasadaki Nutuk veya Söylev’lerde bir çok kelime hatalı çevriliyor. Mesela Arapça diye fakat kelimelerinin atıldığı ve yerlerine Türkçe zannedilerek ama'ların konulduğunu görüyoruz. Bilindiği gibi ama da Arapçadır ama bu metni hazırlayanlara göre ama Türkçe, fakat Arapçadır! Bunlar hiç sözlüğe bakmamışlar anlaşılan!

Mesela bir yerde menfaatleri kelimesi yararları diye güya Türkçeleştirilmiş. Nutuk metnini Öztürkçeleştirenlerin, kendi sözlüklerine bile tutarlı kalmadıkları anlaşılıyor. Nitekim Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde menfaat'i çıkar diye karşılamışlar; yarar'ı da fayda yerine kullanmışlar.

Mesela yine aynı paragrafta "hukuk-ı esasiye", "temel haklar" diye çevrilmiş. Oysa burada Anayasa Hukuku kastedilmektedir, eski deyişle Esas Teşkilat Hukuku.

“Galeyana getirmek", "alevlendirmek" haline gelmiş; kavim kelimesi topluluk diye karşılanmış; biraz aşağıda ise bu defa kitle kelimesi topluluk yapılmış.

Anâsır, yani ‘unsurlar’ kelimesi, adamlar yapılmış.

İktisadî kelimesi neyle karşılanmış biliyor musunuz? Şaşırmayın: Tutumsal.

Ayrıca araya ülkü kelimesi sıkıştırılmış ikide bir. Acaba mefkûre kelimesinin karşılığı olarak mı kullanılmış diye 1927 basımına baktım ve hayret: Nokta-i nazar (bakış açısı) diye geçen yerler ülkü yapılıvermiş.
Bir de orun kelimesi var ki, mevki yerine kullanılmış.

İstibdad'ın karşılığı ise zorbalık. Sanki her zorbalık istibdad olabilirmiş gibi!

Ne var ki asıl söylemek istediğim, bu anlaşılmaz hale getirme operasyonunu Atatürk'ün eserine layık görenlerin diğer kitaplara neler yapabileceğini ortaya koymaktı. Dille istedikleri gibi oynayabileceklerini zannedenlerin içine düştüğü traji-komik durum, bir kanon olarak kurgulanan Nutuk üzerindeki mıncıklamalardan daha iyi belgelenemezdi herhalde. Bir de Falih Rıfkı Atay'a kızarlar "Atatürk keşke Nutuk'u hiç yazmasaydı" dedi diye. Kendileri onu anlaşılmaz bir kılığa soktukları halde hem de...

Şimdi söyleyin bakalım: Nutuk’tan sınıfımızı geçebilmiş miyiz?

Osmanlı kadını kafes arkasında mıydı?

Yanlış bilgilerimizden biri de şu: Osmanlı döneminde kadın evine, kafes ardına tıkılmış, ikinci sınıf bir yaratıktı. Oysa belgeler bize oldukça farklı bir kadın fotoğrafı çekiyor. Osmanlı döneminde ayakkabı imalatçılığından tutun da vakıf ve dokuma fabrikası sahibi kadınlara kadar son derece renkli bir kadın tablosu çıkıyor karşımıza. Tabii ki kadın kamusal alanda bugünkü kadar görünürlük kazanmış değildi. Ancak zannedildiği gibi harem havuzlarında yüzmekten gayrı işe yaramayan hayalî mahluklar olmadığı da gerçek.

İşte bir Ermeni tarihçinin gözüyle İstanbul Kadısı ve padişah karşısında celallenebilen eli maşalı Osmanlı kadınlarının yaptıkları (tarih 1 Mayıs 1808, yani Sultan IV. Mustafa dönemidir):

Türk kadınları, ellerinde sırıklar olduğu halde, taam [yemek] vaktinde toplu olarak, İstanbul Efendisi’nin konağına giderek yemek sahanlarını açmış ve “Papaz herif, sen böyle mükellef taam eylerken, biz açlıktan ölüyor, bir ciğeri 25 paraya yiyoruz” diyerek Efendi’nin üstüne yürümüşlerdir. Efendi bunu görünce sofrayı bırakıp harem dairesine kaçmakla kadınların elinden kurtulmuştur. Kadınlar, yolda, Cuma günü olduğundan Bayezit Camii’ne selâmlığa giden Padişaha da arzuhâl vermekle beraber, ağızlarını da açmışlar ve uçlarına müm ve ciğer asılı sırıklar sallayarak: “Efendimiz, uyan ve bizi düşün. Pahalılığa dayanamıyoruz, aç kaldık” gibi sözler sarf etmişlerdir. Fakat beyhude çabalıyorlardı, çünkü Padişahın elinden bir şey gelmiyordu.

(Darphane kâtibi George Oğulukyan’ın Ermenice Ruzname’sinden.)



Nutuk, Nutuk diyoruz da

Açıkça, özeleştiriyle söylüyorum: Nutuk, Nutuk diyoruz ama Nutuk’a Avrupa’da dengi bir esere gösterilen bilimsel iltifat gösterilememiş ve bugün Nutuk’un ciddi, aynı zamanda nutku söyleyenin kişiliğini de ortaya koyabilecek psikolojik bir tahlili ve onun Türk kültürünün ana çerçevesi ve ruhu içindeki yerinin ne olduğu ortaya konulamamıştır. Atatürk bu fikirleri birdenbire çıkıp söylemiyor ki. O bir kültürden, bir dünya görüşünden geliyor. Türk çocuklarının bilmekle iftihar edecekleri asırları dolduran bir tarihten, bir kültürden gelen insanın yaptığı konuşmadır Nutuk. Dolayısıyla Nutuk en az on yönüyle tahlil edilmek durumundadır ki, okuduğumuz zaman o zenginliğin tamamını görebilelim. Söylem tahlili yapan çok iyi üniversiteler vardır, inşallah bir iki öğrencimizi oraya göndereceğiz. Amsterdam Üniversitesi bunlardan biridir. Şu anda Amsterdam Üniversitesi’nde o bölümde çalışanlardan biri bu konuşmamı dinleyip tahlile tabi tutsa, inanınız der ki, ‘Siyasî fikri budur, Türkiye görüşü budur’. Çok rahat bir biçimde söylemden önemli şeyler çıkarılabilir…



Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın 7 Aralık 2007 Cuma günkü TBMM konuşmasından




Not: Konuşmanın tam metnini okumak isteyenler şu adrese başvurabilirler:

http://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem23/yil2/ham/b03201h.htm



Facebook Sayfamızı Beğenin.



__________________
☪ ☪
[FONT=MS Shell Dlg][COLOR=silver]

ULU TANRI TÜRK'Ü KORUSUN ve YÜCELTSİN





Türkiye'nin Yükselişi İthal Fikirlerle

OLAMAZ


!!!NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!!!

ÖNCE VATAN

CoveRed YOLLARIN SONU HEPİNİZ ALLAHA EMANET
CoveRed Çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 16-02-2012   #2
Asteğmen
 
TR1920 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Genel Bilgiler:
Üyelik tarihi: Feb 2012
Mesajlar: 1
Konular: 0
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajında 0 Kez Teşekkür Aldı


Erik Jan Zürcher'in tarihi önemsenmemesi ve tarihi unutturma, Falih Rıfkı Atay ve Zaman Gazetesinin yalan ve tarihi değiştirme çabalarına cevap: 1_) 10. vesika Nutuk`taki en eski vesikadır değildir. 10. vesikanın tarihi 21.5.1919 iken, 7. vesikanın tarihi 19.3.1919 ve 68. vesikanın tarihi 10.3.1919'dur. Yani 10. vesika ne en eski vesikadır ne de daha eski vesikalar 1. sıradadır. Sebep: Nutuk'ta bahsedilen çoğu olay kronolojik sıraya göre anlatılır. Okudukları bile şüpheli , tarihi değiştirmek isteyen ve yalan atan kişiler Atatürk'ün olayları anlatırken “yeri geldiği” ve “daha sonra ayrıntılı anlatacağı” için geçmişe ve gelecek tarihlere ait bilgileri karışık olarak vermiştir. Yeri geldiği için daha uzak gelecekten bahsedilmiş olması, tarihi gerçekleri ve tarihi yazanları değiştirmez. 2_) Falih Rıfkı Atay`ın 1951`de açtığı tartışma ve günümüzde Zaman Gazetesinin 10. vesika “Nutuk`ta anlatılan olayların ister istemez 1924 sonrasında oluşan yeni duruma uydurulduğunu” söylenerek değiştirildiği yalanı ; Falih Rıfkı Atay'dan 18 yıl sonra, ve şu şaçmalayan gazeteden yarım asır önce basılan ve değiştirildiği idda edilen 10. vesika TÜRK DEVRİM TARİHİ ENSTİTÜSÜ NUTUK KEMAL ATATÜRK Cilt: III Vesikalar DEVLET KİTAPLARI ONUNCU BASILIŞ MlLLl EGÎTIM BASIMEVİ — İSTANBUL 1969 tarihli kitabında aynen şöyledir. “Vesika, 10. Şifre Zâtidir 21.5.1919 Erzurumda Onbeşmci Kolordu Kumandanı Paşa Hazretlerine Ahvali umumiyemizin almakta olduğu şekli vahimden pek müteellim ve müteessirim. Millet ve memlekete medyun olduğumuz en son vazifei vicdaniyeyi yakından mesaii müştereke ile en iyi ifa etmek mümkün olacağı kanaatiyle bu son memuriyeti kabul ettim. Bir an evvel zatıâlinize mülâki olmak arzusundayım. Ancak Samsun ve havalisinin vaziyeti asayişsizlik yüzü'nden fena bir akıbete duçar olmak mahiyetindedir. Bu sebeple burada birkaç gün kalmak zarureti vardır. Bendenizi şimdiden tenvire medar olacak hususat var ise iş'arını rica eder ve gözlerinizden öperim kardeşim. Mustafa Kemal” Yalancı ve tarihi değiştirmeye çalışanlar kimlerdir?. Ve bir kişinin çıkıp, olayları görmüş ve yaşamış kişinin ağızından çıkanları yani tarihin yazıldığı kitabı okumamak gerekir demesi, o zaman ki olay ve sonuçları kendisinin daha iyi bildiğini göstermez. Tarihi ve gerçekleri ancak o devrirde yaşayanlar bilir. Tarihçiler onların kayıt tutanların kayıtlarına yani tarihi belgelere bakar ve fikir sahibi olur. Kanıt göstermeden, o anda yaşamış gibi ve kendi kafasına göre tarihi yazamaz. Kamuoyuna Duyurulur. Saygılarımla. Bellatrix

İrade-i Seniye yani padişah buyruğu diye ifade edilen kararnamede kısaca Mustafa Kemal Paşa'nın 9. ordu komutanlığına padişah buyruğu ile atandı belirtilmiştir Takvim-i Vekayi, 5 Mayıs 1919 . Bu belge de padişahın buyruğu üzerine atanmış olduğu belirtilmesine rağmen, Mustafa Kemal ATATÜRK'e verdiği söylenen Hattı hümayunda, müfettişliğe atanmasının hükümet karanına göre olduğu belirtilmiş, sanki suçladığı hükümetleri bile fesh edebilecek güçte olan padişah kabinelere müsamalı davranarak sanki zorunlu kabul ettiğini söylüyor. Buyruk mu, hükemet kararı mı? Kim yalan söylüyor. Padişah mı, suçladığı ama arka arkaya getirdiği Damat Ferit paşa hükümeti mi? Ne yaman çelişkiler değil mi?

Saltanat ve halifeliğe ihanet ettiğini öne sürenler Cemal paşanın sadarete yazdığı mektuba Damat Feritin cevabı. Cevat Rıfat Atılgan Cihad dergisi 3 Ağustos 1951 s.21. Ama bu belgeninde aslı bulunamamıştır.


Ayrıca 7 – 11 kasım 1914'da cihat fetvası ve cihad-ı ekber hattı hümayunu ile halife sanıyla bütün müslamanların isyancı devletlere karşı geleceğini düşünüp, destek alamaması, halifeliğin hiçbir gücünün kalmadığını gösterir.



Para verdiği söylentisinde avans demek olan paranın ne amaçla verildiği ve alındığı açıkça bellidir. tek belge kendi imzasını taşıyan "İç assayişte görülecek lüzum üzerine sarf edilmek ve daha sonra ayrıntılı hesap ile değiştirilmek üzere işbu yukarıda yazılı bin Osmanlı lirasının İçişleri Bakanlığından alındığının gösterir makbuzdur." 9. Ordu Müfettişi Mirliva Mustafa Kemal. Para verildiğini gösteren başka belge bulunamamıştır.


Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması için bütün halkın desteğinin alınması gerekliliğini bilen Mustafa Kemal ATATÜRK, saltanat ve halifeye bağlı olan kesimin dışarıda kalmaması, bu savaşa destek vermesi için o dönemde direk padişaha karşı tavır alamazdı. Bunu yazışmaları ve Nutuk'undan anlayabilirsiniz. Aslı bulunamayan Hatt-ı Hümayun'un doğru olduğu kabul edilse bile tek bir belge ile, tarihi bilmezler ve isanları aldatmakla hain durumuna düşenler olayları çarpıtmakta ama bunun gibi birçok belgenin olduğunu bilmelerine rağmen, teorilerini çökerteceğinden dolayı açıklamazlar ve açıklayamazlar. Komitacılık diye nitelendirilen Doğu Anadolu halkının direnişini engellemesi için verilen görev üzerine bu bilgiyi veren kaynaklara göre Mustafa Kemal Paşa söz vermiş. Hüsamettin Ertürk, İki devrin perde Arkası, s329-333. Var gücüyle ülkeyi kurtararak diktatörlük yerine Demokrasiyi seçen ATATÜRK aslında sözünü tutmuştur.

Vesikalar 82-86 ve 90, 97 belirtildiği gibi padişah her zaman onurlu kılınmış, ve onunla birlikteler imajı verilmiştir. Yani bellirli hedefler alınmıştır. Padişahın ülke için çalıştığı iddasını çürüten Vesika 97; ilginçtir ki işleri savsaklamak ve hainliği belirtilen damat ferit paşanın ikinci kabineyi kurması, yabancıların Anadolu işlerine karışmaya çağırdığı, padişaha bildirilmesine rağmen görevede tutulmuştur. Vesika 98 daha ilginç ve düşündürücüdür alıntılar yaparak; " barışın yaklaşmakta olduğu bir sırada...milletimizin tüm bireylerinden beklediğim, durumun önemini kavrayarak dinginlik ve ılımlılığı bozmamak...Büyük devletlerin insaflı duyguları ve gerçekten gittikçe durumu anlamakta olan Avrupa ve Amerika kamu oyunun ılımlılığı da bu umudumu pekiştirmektedir...Hükûmetin her türlü iç güçlüklerden uzak tutulup güçlendirilmesi
ve memleketimizin her yanında kanun hükümlerine kelimesi kelimesine uyulup..." barış yaklaşıyor ve umut ediliyor, büyük devletlerin ılımlığından bahsediliyor. Işgaller başlamış, Vahdettin başkanlığında toplanan şura üyelerinin kabul ettiği serv anlaşması makul gösteriliyor ve halkı ılımlılığa çağrarak hükümeti desteklenmesini söylüyor. Saltanat makamına yani mutlakiyet – diktatörlük makamına yaraşır çok asil ve dürüst bir davranış. Cumhuriyeti kuran ve "Kayıtsız, Şartsız Egemenlik Milletindir." diyen ATATÜRK hain sayılıyor. İngiliz gizli belgeleri Sahife no:785 Vesika no:530 30 Eylül 1919 "amiral sir f. de robeckten lord curzona: ...Mustafa Kemal'in tesiri gittikçe yayılıyor. Sultan ingiliz otoritelerinden kuvvet kullanarak milliyetçileri durdurmalarını istedi.". Sahife no:802 vesika no:543 "amiral sir f. de robeckten lord curzona: başvezir ve içişleri bakanı asileri bastırmak için müttefiklerden müsaade istyorlar." . Sahife no:817 Vesika no:548' ilave harbord tarafından: ....İstanbul'dan Mardin'e kadar olan bütün bölgeleri gezdik. Milliyetçi hareketin amacı Türklüğün şerefini kurtarmaktır...." Milliyetçileri durdurulmasnı isteyen bir sultan ve onun hükümeti, Milliyetçi hareketin başı olan Mustafa Kemal ATATÜRK, hain kim? Kanıtsız teorilerinize ve mantığınıza şaşmamak mümkün değil nede olsa padişah kanından olduklarından, padişahları gibi kendileri dışında herkesi satıp, kötülüyorlar ve hainlikle suçluyorlar. Yukardaki belgelerden yani gerçek tarihten ders alınız ve milleti kandırmayınız. Saygılarımla bellatrix



Facebook Sayfamızı Beğenin.



TR1920 Çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 16-02-2012   #3
Yüzbaşı
 
Comex - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Genel Bilgiler:
Üyelik tarihi: Feb 2012
Nerden: Turkey
Mesajlar: 361
Konular: 155
Ettiği Teşekkür: 1
17 Mesajında 19 Kez Teşekkür Aldı


Bilgilendirme için teşekkürler



Facebook Sayfamızı Beğenin.



__________________
YouTube Video
ERROR: Eger bu uyariyi görüyorsaniz, ya sitede sorun var ya da bilgisayarinizda flash kurulu degil.
Comex Çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Şu Anki Saat: 07:44 PM


Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.

Sitemizde yer alan konular üyelerimiz tarafından açılmaktadır. Bu konular yönetimimiz tarafından takip edilsede gözden kaçabilen telif hakkı olan veya mahkeme kararı çıkmış konular sitemizde bulunabilir.
Bu tür konuları bize turkhackteamiletisim[at]gmail.com adresine mail atarak bildirdiğiniz takdirde en kısa sürede konular hakkında gerekli işlemler yapılacaktır.
Please Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to turkhackteamiletisim[at]gmail.com




Directory