Turkhackteam.net/org - Turkish Hacking & Security Platform...  
Geri git   Turkhackteam.net/org - Turkish Hacking & Security Platform... >
Genel İçerik
> İslam ve İnsan

İslam ve İnsan Dinimizin güncel hayata etkisi ve çağımızda İslam üzerine yorumlar...


Kabus ve Karabasan ve Gercek Yaşanmış Olaylar..

İslam ve İnsan

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-10-2010   #1
  • Offline
  • Forumdan Uzaklaştırıldı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2008
Nerden
ANKARA
Yaş
31
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
126
770 Mesajına
1.228Teşekkür Aldı
  
Kabus ve Karabasan ve Gercek Yaşanmış Olaylar..



Kâbuslar, canavarlar ve korkutucu olaylarla dolu tedirgin edici rüyalardır. Çoğu insan, özellikle sabahın erken saatlerinde kabus görür. Bu olayın ara sıra gerçekleşmesi önemli bir sorun değildir. Kâbus bozukluğu olan kişilerin kâbuslarla ilgili ciddi problemi olur.

Karabasanlar (nightmare's), kâbuslardan farklıdır. Karabasan sırasında:

•Sinirli ve huzursuz olabilirsiniz, uyanamayabilirsiniz ve rahatsız olabilirsiniz.
•Çığlık atabilirsiniz ya da çılgınca konuşabilirsiniz.
•Gözleriniz tamamen açık olmasına ve görebiliyor olmanıza rağmen tepki veremeyebilirsiniz.

Sabahleyin uyandığınızda ne olduğunu hatırlayamazsınız. Karabasanlar, zararsızdır ve her biri derin uykuyla sona erer.
Nasıl Oluşur?

Kabuslar, genellikle çocukluk döneminde, özellikle de 3 ila 6 yaş arasında olur. Bâzı insanlar, her kâbusta başka bir rüya görürlerken, bazıları da aynı rüyayı defalarca görebilir. Kabuslar, anti-depresan ve uyku ilacı gibi belli ilaçların alınması sonucu da oluşabilir. Bu durum, travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) ya da panik bozukluğunun bir belirtisi olabilir. Kadınlar, erkeklerden daha fazla kabus görürler.

Karabasanlar, kabuslar kadar yaygın değildir, daha çok 4 ila 12 yaş arasındaki çocuklarda başlar ve genellikle geçer. Yetişkinlerdeki karabasan, 20'li yaşlarda başlar. Genç erkekler, genç kızlara nazaran daha fazla karabasan görürler ancak karabasandan etkilenen yetişkin erkek ve kadınların sayısı eşittir.

Karabasanların sebebi bilinmemektedir; fakat stres, gerginlik ve çatışmayla alakalıdır. Uyurgezerlerin ya da ailesinde karabasan gören insanlar bulunan kişilerin karabasan görme ihtimali daha fazladır.
Belirtileri Nelerdir?

Eğer:
  1. Kabuslar sırasında defalarca uyanıyorsanız
  2. Rüyaların uzun sürdüğünü hissediyorsanız ve çok korkutucularsa
  3. Kabuslar hayatınızı, güvenliğinizi ve sizi tehdit eder gibiyse
  4. Kabusları detaylarıyla hatırlıyorsanız
  5. Rahat uyuyamamanız iş, okul veya sosyal aktivitelerinizi etkiliyorsa.
Kabus sorununuz olabilir.

Karabasanlarınız olduğunda:
  1. Uyumaya başladıktan birkaç saat sonra çığlık atmaya ve ağlamaya başlayabilirsiniz.
  2. Kalbiniz çarpıntınız ve soluk alıp vermeniz sıklaşır.
  3. İnsanlar sizi gördüklerinde rahat olmadığınızı fark ederler.
  4. Rüyayı kesinlikle hatırlamazsınız.
  5. Başkaları size bahsetmedikçe olayı hiç hatırlayamazsınız.
Nasıl Teşhis Edilir?

Uzmanınız size:
  1. Uyku düzeninizi
  2. Kafein, alkol, ilaç kullanımınızı
  3. Yeme ve egzersiz alışkanlıklarınızı
  4. Zihinsel ve fiziksel durumunuzu
  5. Hastalık geçmişinizi, zihinsel sağlık geçmişinizi ve aile geçmişinizi
  6. Stres kaynaklarını sorabilir.
Sizinle konuştuktan sonra, doktorunuz sizi fiziksel olarak muayene eder. Laboratuar testleri için kan örneği alabilir.

Doktorunuz bir uyku merkezinde uyumanızı tavsiye edebilir. Burada, gece boyunca nefes alıp vermeniz, göz hareketleriniz, kaslarınızın tonusu, kanınızdaki oksijen seviyesi, nabzınız ve kalp ritminiz ve beyin dalgalarınız incelenir.
Nasıl Tedavi Edilir?

Kabus bozukluğu olan insanlar için danışmanlık ve terapi yöntemleri genellikle faydalı olur. Bazı anti depresan ve uyku ilaçları da tedaviye yardımcı olur. Ancak bazı uyku hapları bağımlılık yapabilir. Uzmanınızla birlikte kısa ve uzun süreli kullanım için doğru ilacı belirleyebilirsiniz.

Şiddet içerikli şovlar ve korku filmleri yatarken korkmaya ve kabus görmeye neden olabilir. Bu tip şovları izlemekten kaçının. Çocuğunuzu, uyuduktan bir saat sonra, kısa bir süre karşılıklı konuşmak için uyandırarak gece karabasanı görmesini engelleyebilirsiniz.

Uzmanınız size rahatlama tekniklerini, diyetinizi değiştirmenizi ve egzersizle desteklenen bir sağlıklı yaşam tarzını önerebilir. Daha dinlendirici bir uyku için uzmanınıza danışabilirisiniz.[1]
Sebepleri

Genelde stres, travma, korkular, emniyetsizlik, yetersizlik duygusu, sağlık problemleri, evlilik ile ilgili sorunlar ve benzeri problemler kabusların sebepleri olabilir.
1. Çocukluk ve aile

Kabusların kökleri çocukluk zamanlarındaki ihmallere ve travmalara uzanıyor olabilir. Sevgisizlik, ihmal, alkolizm, ağır su istimal ve aile üyeleri bir insanın hayatındaki en yıkıcı etkileri yapabilir. Kabuslar bu gibi iç karmaşaların işareti olabilir.
2. Yaşam

Hayatınızın gidişatı ve içinde yaşadığınız kalabalık toplum bir bütün olarak kabuslara sebebiyet verebilir. Dünyayı algılama şekliniz, sağlık durumunuz, doğal afetler, politik konular, maddi durum, sokaklarda işlenen suçlar ve bu tür olayları kontrol edebilmedeki acizliğiniz de bazen kabuslar görmenize sebep olabilir.
3. İlişkiler

Yakın ilişkileriniz ve insanlarla olan günlük etkileşimleriniz de kabuslarınızın kaynağı olabilir. Evliliğinizde yaşadığınız sorunlar veya gebelik diğer muhtemel sebepler arasında sayılabilir. Diğerlerinin sizi nasıl algıladıkları konusunda paranoyak düşünceleriniz olabilir veya diğerlerinin sizi anlamamasından veya gerçekte sizin nasıl birisi olduğunuzu kavrayamayacaklarından korkuyor olabilirsiniz. Yalnızlık ve mutsuzluk duyguları kabuslarda terkedilmişlik ya da tecrit edilmişlik olarak ortaya çıkabilir.
Stres

Stres ile başa çıkma yönteminiz de kabuslara sebep olabilir. Kabuslar kabul edilemeyecek düzeydeki korku ve streslere verilen normal tepkilerdir. Travma sonrası aşırı stres yaşadığı teşhisi konulmuş olan insanlar yaşamış oldukları savaş, tecavüz, sevdiklerinin ölümü, trafik kazası, uçak kazası, terörist eylemler gibi travmatik olaylar ile ilgili sık sık kabuslar görebilirler.
İş

Bir çoğumuz günümüzün büyük kısmını iş yerinde geçirdiğimizden dolayı, iş ile ilgili sorunlarımızın kabuslarımızın en genel kaynağı olması da şaşırtıcı değildir. Stres, iş güvenliği (ya da güvensizliği), iş değişikliği, birlikte çalıştığınız insanlar, çözülmemiş olan mesleki problemler veya yapmakta olduğunuz işten memnuniyetsizliğiniz kabus olarak ortaya çıkabilir. Kabuslar çekinik duyguların ve mesleki sorunları kontrol etmedeki yetersizliğinizin yansıması olabilir. Stres seviyesi veya risk seviyesi yüksek işlerde çalışan insanlar sıklıkla kabuslar gördüklerini bildirmektedirler.

Kabusları görmek normaldir fakat yüksek oranda kabus görmek aşırı yorgunluk, aşırı stres yaşıyor olduğunuz ve bu durumla ilgilenilmesi gerektiğine dair bir işaret olabilir. Kabuslar insanların kendilerini tanıması ve duygularını keşfetmesi için önemli bir kaynak olabilir. Önemli mesajlar iletirler ve hayatınızdaki çatışmaları giderirler. Kabuslarınızın duygusal içeriğini objektif bir açıdan analiz etmek son derece önemlidir. Rahatsız edici duygusal içerik bilinçaltınızın kabuslarınızın anlamları üzerinde derinlemesine düşünmekten sizi alıkoyması için bir yöntem olabilir. Bazen gördüğünüz kabusları uyanık iken yeniden hafızanızdan geçirmek ve gözünüzde canlandırmak ve kabusun içeriğini ya da ortaya çıkardığı sonuçları değiştirmek kabusu çözebilir, böylece analiz edebilir ve bu kabuslara sebep olan şeyleri ortaya çıkarıp onları çözerek kabuslarınızdan kurtulmanıza yardımcı olabilir.[2]



Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010   #2
  • Offline
  • Forumdan Uzaklaştırıldı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2008
Nerden
ANKARA
Yaş
31
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
126
770 Mesajına
1.228Teşekkür Aldı
  


Karabasan Deneyimi, I

Genç BirKızın Yaşadıkları

Uyandığınız halde yataktan kalkamamanız, bir güç tarafından hareketlerinizin engellenmesi, kıpırdayamamanız yada konuşamamanız, bağırmaya çalıştığınız halde sesinizin tüm çabalamalarınıza rağmen çıkmaması, bu süre zarfında çeşitli sesler ve halisünasyonlar görmeniz yani, halk arasında Karabasan diye tabir edilen olay.
19 yaşındaydım. O zamana kadar karabasanın ne adını ne sanını duymuştum. İlk yıllar sesli ve görüntülü yoğun bir şekilde yaşadım. Ailecek panik içerisindeydik. Çaresizlikten herkesin verdiği aklı uygulamaya koyulduk. Bu arada çok komik olaylar da yaşadım. Dörtyol ağızlarına şekerli sular döktü, yatağın altında Kurân'la uyudum.O olmadı bıçakla uyudum, o olmadı makasla uyudum, o da olmadı hocaya gittik; bana muska yazdı. O olaydan sonra yoğunluk azaldıysa da tam olarak kesilmedi. Cahil insanlar da değiliz; ama nedense o zamanlar hiç aklımıza bir psikologa danışmak gelmedi . Çünkü birazdan anlatacağım şeyler çok mistik, doğa üstü olaylardı.
Her olay sonrasında yatağa oturup, ''Neden ben?'' diye ağlardım. Ne yapmıştım acaba? Neden böyle korkunç olaylar beni bulmuştu. Bu konuyu her ne kadar araştırdıysam da bir sonuca ulaşamamıştım. Gördüklerim rüya mıydı acaba? Kendimi çok tahlîl ettim. Her defasında gözlerim açık bulunduğum mekanı çok iyi görebiliyordum. Fakat bir türlü ne hareket ediyor, ne de bağırabiliyordum. Hadi hareket edip bağıramıyorum, tamam; ama o anda duyduğum sesler ya da gördüğüm görüntüler, beni zıvanadan çıkarıyordu . Yaşadıklarımı arkadaşlarıma anlattığımda pek inanan olmadı. Benim gibi karabasanlar tarafından basılanına da rastlayamamıştım. Bulunduğum mekanı değiştirirsem belki yararı olur deyip yurtdışına çıktım, olmadı. Evlendim, yine olmadı. Dindâr bir teyzemize bu konuyu anlattım. Teyze, bana Kurân'dan bazı ayetler okudu. O günden sonra olaylar kesildi. Ara sıra yine bu olayı yaşasam da, eskisi gibi değil artık..

Başımdan geçenleri bir internet sitesinde 4-5 satırla özetledim. Bu konuda yüzlerce mesaj aldım.Bir kısmı cinlerle ilintili olduğunu söylerken, diğer kısmı beyinsel fonksiyonlarla iniltili olduğundan bahsettiler. Büyük çoğunluk ise basından bu tarz olaylar geçen insanlardan aldığım mesajlardı. Hepsi de benden bu konuda yardim istiyordu. Hâl böyle olunca, kayıtsız kalamadım ve bu siteyi yapmaya karar verdim. Benim yaşadıklarım korkunçtu. Hiçbir yerde cevap bulamamıştım. Daha da kötüsü, bu olayın yalnızca benim başıma geldiğini sanıyordum. Ama şimdi biliyorum ki, bu olayı bir çok insan yaşıyor. Türkiye'de bu konuyla ilgili ne bilimsel ne de dinsel bir bulguya rastlayamadım. Tahmin edersiniz ki, bu olay yalnızca Türk insanının başına gelmiyor. Amerika'da bu olaya SLEEP PARALAYSIS adı verilmiş.

Bir grup insan, bu olayın cinler tarafından yapıldığını, diğer bir grupsa bu konunun beyinle ilgili olup adının uyku felci olduğunu savundular. Ben, her iki grubun da açıklamalarına yer vereceğim. Bu konuda bilgisi olanların bilgilerini bizimle paylaşmalarını da isteyeceğim. Ayrıca başınızdan geçen deneyimlerinizi de bana yazabilirsiniz.Yalnız bildiğimiz bir şey var ki, her ne ise, Dünya'nın her yerinde bu olayı insanlar yaşıyorlar. Eğer bu olaylar, sürekli başınıza geliyorsa, benim size tavsiyem, hastanelerin neurology kliniğine gidip bir beyin filmi çektirmeniz. Hepinize karabasansız günler dilerim.
KARABASANLA İLK TANIŞMAM

19 yaşına kadar Karabasan'ın ne adını ne de sanını duymuştum. Tâ ki o geceye kadar... Gece üzerimde hissettiğim iki elin baskısıyla uyanmıştım. O iki el, beni yatakta hafifçe sağa sola sallıyordu. Duvara doğru dönük, yan yatmış vaziyette olduğum için, arkamdakinin kim olduğunu anlayamadım. Arkama dönmek istediğimde kıpırdayamadığımı fark ettim. Hareket edemiyordum. Çok uykum olduğu için fazla üstünde durmadım. Gelenin annem olduğunu zannedip uykuma devam ettim. O gün ilk karabasan deneyimimi yaşamıştım.
ONA DOKUNDUM

Ertesi gece, yine bir dürtüyle uyandım ve gördüğüm manzara karşısında dehşete düştüm. Kapkaranlık odanın içerisinde, bir çift korkunç göz, bana bakıyordu. Yerimden fırlayıpışığı açmak için davrandım; ama kıpırdayamadığımı hissettim.Ne kadar çabalarsam çabalayayım, bir güç beni tutuyordu.Çığlık atmaya çalıştım, nafile... Sesim soluğum çıkmıyordu. Sadece gözlerimi oynatabiliyordum ve o şeyle göz göze gelmemek için başka yerlere bakıyor, bir yandan da yataktan kalkmak için uğraşıyordum. Bir müddet sonra çözüldüğümü hissedip yataktan fırladım. Annem yanıma geldiğinde ağlıyordum. Beraber yattık. Ben, kolumu yataktan dışarı çıkacak şekilde, başımdan yukarı doğru atıp yattım. Birden, avucuma yumuşak bir şey değmeye başladı. Sanki satene benzer, yumuşak bir kumaştı. Giderek ağırlaşmaya ,ağırlığın etkisiyle de kolum, yavaş yavaş aşağı çekilmeye başladı. Kolumu hemen geri çekmek istedim; ama o anda yine kıpırdayamadığımı fark ettim. Ama korkmuyordum. Ne de olsa yanımda annem vardı. İçimden ufak çaplı bir küfür ettim. İste o anda, hayatımın hatasını yapmıştım. Korku filmlerindetarzında bir gürültü, kulaklarımda yankılanmaya ve çınlamaya başladı. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Aynı zamanda, beni yatağın içinde bir sağa bir sola hızlı hızlı sallıyordu. Yatağın içindeki sallantımdan, annem uyanıp beni tuttu ve o anda kendime gelebildim. Resmen çarpılmıştım...
TELEFONDAKİ SES...

Bir gece, başucumdaki telefonun sesiyle uyandım. Telefona doğru hamle yapmak istediğimde, kıpırdayamadım.Telefonun açıldığını hissettim. Telefonu göremiyordum. Ahizeden bir ses gelmeye başladı. Eniştemin sesiydi ve saçma sapan şeyler konuşuyordu. O anda, telefonun gerçekte çalmadığını ve o konuşanın da gerçekte eniştem olmadığını anladım. Yataktan fırlayıp kalktığımda, telefon kapalı duruyordu.
KOLTUKTAN GELEN SES...

Ablam, yurtdışında yaşıyordu .Bir gece yatarken, "Acaba onu düşünsem, telepati kurabilir miyim?" dedim. O anda, ayak ucumdaki tek kişilik koltuğun üzerinden bir ses geldi:''Ohoooo, kızım, onlar çoktaaan uyumuştur!'' Birden koltuğa baktım; hiç kimse yoktu ama orda birisininvarlığını seziyordum. Yine hareket etmek, bağırmak için çetin bir mücâdele vermiştim
CADI

Babaannem, bizde kaldığı bir gecekarşımda uyuyordu. Filmlerden de bildiğimiz bir cadı tiplemesi vardır ya...Hani uzun burunlu ve uzun çeneli, yüzünde kocaman et benleri olan; sivri, kocaman şapkalı ve süpürgeli... Gece uyandığımda bir de ne göreyim!O cadı, babaannemin üstüne çıkmış ve kadının boğazına yapışmış bir şekilde çığlıklar atıyor... O anda babaannemi öldürdüğünü zannettim. Bağırmak istedim, kalkmak istedim nafile... Dehşet içinde hem onları seyrediyor, hem de kalkmak içinçaba sarf ediyordum. Kalkıp ışığı yaktığımda, babaannemin mışılışıl uyuduğunu gördüm.
BABAMIN KILIĞINDA...

Bir akşamüstü, annemlerin yatak odasında uzanmış yatıyordum. Birden, karabasanın geldiğini anladım. Hareket edemiyor, kurtulmaya çalışıyordum.O sırada, babam içeri girdi. Üzerini çıkarıp eşofmanlarını giydi. Aynanın karşısında saçlarını taradı. Ben hem onu seyrediyor, hem de bağırmaya çalışıyordum.Oda karanlık olduğu için, beni fark edemediğini düşünüyordum. Kendimi fark ettirmek için epey bağırmaya uğraştım. Bir türlü beni görmüyordu.Saçlarını taradıktan sonra, kapıyı açıp çıktı. Bir müddet sonra,bulunduğum durumdan kurtulup içeri gittim. Babamı arıyordum. Ona olanları anlatacaktım. Anneme, "Babam nereye gitti?" diye sorduğumda, "Daha işten gelmedi ki!' dedi...
SOĞUKTAN TİTRİYORDU...

Arkadaşımın evinde, sırtım duvara doğru dönük, yan yatıyordum. Sabah, yorganın hafifçe açılıp, arkamdan birinin yatağa girdiğini ve titrediğini hissettim.Ne olduğunu anlayamadım. Arkama dönmek istedim; fakathareket edemiyordum. Gelen, arkadaşım olamazdı; o, karşımdaki yatakta yatıyordu Onu görüyordum. Arkamdaki her kimse, çok üşüyordu.Son bir gayretle yataktan fırladım; ama baktığımda, yatakta kimse yoktu.
KENDİMİ GÖRDÜM...

Sabaha karşı, karabasanı hissederek uyandım. Ayak ucuma doğru duranTV'nin ekranındaki yansımadan, kendimi ve odayı görebiliyordum. Birden, yanıma biri geldi. Ekrana iyice baktığımda, bu kişinin kendim olduğunu gördüm. Yatakta yatıyordum; ama başucumda benim bir kopyam dikilmiş, bana bakıyordu.

Yaşadıklarım bu kadarla sınırlı değil. İlk etapta aklıma gelenler bunlar... Bazen de sessiz ve görüntüsüz, sadece kıpırdayamama gibi durumlarla karşılaştım.Geldiğinde önemsemezsem, ya da korkmadığımı anlarsa, üzerimdeki baskıyı iki katına çıkarırdı...

Hiçbir sorunum ya da psikolojik problemlerim yoktu. Gençliğimin en güzel, en mutlu ve sorunsuz cağlarında başlayıverdi ve 6 yıl, yoğun bir şekilde devam etti. Bunlar, rüyada olan şeyler değildi. Bir dürtü ile uyanıveriyordum. Gözlerim açık görebildiğim kadar, bulunduğum ortamı görüyordum. Korkunç günler geçirdim. Ama çivi çiviyi söker derler... Doğru galiba... Başımdan geçen onca olaya rağmen, evde tek başıma, kapkaranlık odalarda hiç korkmadan kalabiliyorum.



Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010   #3
  • Offline
  • Forumdan Uzaklaştırıldı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2008
Nerden
ANKARA
Yaş
31
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
126
770 Mesajına
1.228Teşekkür Aldı
  


Karabasan Deneyimi, II


Muğla'nın Milas kazasında, orta yaşlı bir adam, bir gece rüya görmekledir. Kendisi ölmüştür... Yıkarlar, kefenlerler ve mezara defnederler. Rüya, çok net ve berraktır. Adam mezara konduktan ve üzeri örtüldükten sonra kapkaranlık bir yerde kalır. Bir müddet sonra sağ tarafında bir menfez açılır ve iki kişi girer. Bunlar kendilerini "Münker ve Nekir" olduğunu söylerler. Kendisini alıp o menfezden geçirerek geniş bir sahaya, pazar gibi bir yere getirirler.
Bir üzüm tezgahının başına geçirerek, karşısından gelen bir zata üzüm satmasını söylerler. Münker ve Nekir de kendisinin sağında ve solunda muhafız gibi durarak satışa nezaret ederler. Kendisinin alışverişte cüz'i bir haksızlık yaptığını gören Münker ve Nekir, hemen tezgahın başından alarak çok büyük bir kapının yanına getirirler. Kapı, kale kapısı gibi çok büyüktür. Kapının yanına gelir gelmez, kapı kendiliğinden açılır. Rüya sahibinin o anda gördüğü manzara çok korkunçtur: Müthiş bir yangın ve içerisinde yanan insanlar vardır. İnsanlar bir taraftan yarmakta, bir taraftan da derileri ve vücutları tazelenmektedir. Yanan insanların çıkardıkları feryatlar, dayanılır gibi değildir. Münker ve Nekir, adamı meydanın tekrar ortasına getirirler. Kendisine, "Cezanın orda görüldüğü gibi yanarak mı, yoksa bir başka şekilde verilmesini mi istediğini, hangisine razı olduğunu" sorarlar. Adam, gördüğü o müthiş yangında yanan insanların yanmasındaki cezaya razı olmayıp, bir başka cezaya razı olduğunu söylemesi üzerine, birdenbire vücudunda binlerce derece bir hararetin baş gösterdiği bütün bir dehşetiyle hisseder. Dayanılmaz bir ıstırap, çekilmesi mümkün olmayan acı ve azap başlamıştır. Avazı çıktığı kadar feryât ve figâna başlar.
Bu anda dönelim rüyanın geçtiği adamın evine. Adam, gerçekten avazı çıktığı kadar bağırmaya başlıyor. Vakit, gece yarısı... Karısı, uyanıyor. Bitişik odadaki yetişkin iki oğlu, uyanıyor. Konu-komşu duyup geliyor. Adam, bağırıyor. Yanındakiler, uğraşıyorlar; fakat bir türlü uyandıramıyorlar. Bütün uğraşmalar nafile; adam, bir türlü uyanamıyor.
Dönelim gene rüya içindeki adamın hararetten, yani içerisine düştüğü yangından bütün vücudu fokur fokur kaynıyor ve dayanılmaz bir hâl alıyor. Feryatlar, dayanılmaz şekilde... Bir müddet sonra Münker ve Nekir'in müdâhalesiyle ceza tatbiki sona erdiriliyor. Ve adama deniliyor ki, "İşte gördün ve anladın ki, ufak bir hatanın cezası bu. Şimdi seni, tekrar dünyaya iâde ediyoruz. Bundan sonra yaşayışını buna göre tanzim et!" Bu müsaadeden sonra rüya sahibi uyanır ammâ, simsiyah olan saçları da rüyanın dehşetiyle bembeyaz olur... (Bknz. Lucid Rüyalar)
Hatırlaması Bile Beni Korkutuyor...

2000 Yılının Kasım ayı, askerlik görevi için Amasya'dayım. Acemi erlerin eğitimi için gece intikali var. Bölükten önce bölük komutanıyla beraber dağ eteğine tırmandık. Daha sonra diğer subay ve astsubaylar, bölük komutanın yanına gelerek kamp kurdular. Aradan 1 saate yakım bir süre sonra, bölüğün çok aşağıda kaldığını gören bölük komutanı, bana bölüğün yukarı çekilmesi konusunda emir verdi. Ben de yamacı takip ederek aşağıya doğru hızla koşmaya başladım. Yeni kar yağmıştı ve her taraf ay ışığıyla beraber aydınlanıyordu. Koşarken sol tarafımda kocaman bir kayanın olduğunu ve üzerinde beyaz bir cismin kocaman gözleriyle bana baktığını gördüm. O esnada nasıl oldu bilmiyorum, sanki sürat motoru takmış gibiydim. Aynı anda da o nesneye başımı odaklamış koşarak bağırarak hızla uzaklaşıyordum. Neyse, bölüğün yanına sonunda ulaşmıştım. Gerekli bilgileri verdikten sonra tekrar yukarı çıkamam gerekiyordu; ancak cesaret edemedim ve yaşadığımı kimseye anlatamadım. Bölüğü bekleyerek yukarı bölük komutanın bulunduğu bölüme doğru hareket ettik. Aynı kayalığın dibinden geçerken aynı şeyin orda olmadığını gördüm. O gün bugün kesinlikle her aklıma geldiği an kafayı yemek üzereyim...
Recep Süvari
Karabasan 1

Silivri'ye yeni taşınmıştık. Evi çok sevmiştim ama çok eski bir evdi. Birkaç gün geçtikten sonra garip şeyler yaşamaya başladım. Eşimden ayrı oğlumla yatıyorum. Geceleri her gece karabasan geliyor ve beni rahatsız ediyordu. Sesimi çıkaramıyorum, beni rahatsız ediyordu; ama aralıksız her gece. Bir gece, oğlumun kılığına girdiğini gördüm ve bana seni delirteceğiz dedi. Ödüm patladı. Neyse, bir zaman sonra taşındık ve artık karabasanlar beni rahatsız etmiyorlar. Demek ki o Silivri'deki evde bir problem varmış.
İkra, İstanbul
Karabasan 2

İlk olarak, karabasanla başlamıştı. Odanın içini görüyordum; ama kımıldayamıyor ve de tam bir uyanıklığa geçemiyordum. Odanın ortasında bir şey vardı. Cismi yoktu ama biliyordum. Durup durup sonra da bana doğru geliyor ve geldiğinde müthiş bir uğultu ile üzerime çöküyor, nefes aldırmıyordu. Dört defa geldi, gitti. Uzatmayayım, bu olaydan yıllar sonra birgün vücudumdan dışarı çıkmalar başladı. İlk önce hafifleyip havaya doğru uçuyordum. Bir yayın içinde gidip gelen ses tınısı gibi, vızıltı şeklinde başlayan uçuş, sonra sessiz devam ediyordu. Kordon meselesi de inanın doğruydu. Bir bağlantı ile yatan bedenime bağlıydım. Tek kötü olan şey, korkuya kapılıp aniden vücuda çekilmemdi. Bir kaç içinde epey çıkış yaptım. Bir keresinde pencere önündeydim ve havadaydım. Ayaklarımın hizası, pencere hizasında idi. O sırada dışarıdan geçen kişileri görünce, sanki onlar beni göreceklermiş gibi hemen kaçmıştım. Genelde çıkışlardan sonra kendime geldiğimde, müthiş bir huzur kaplıyordu içimi. Sırf bu huzur hissi yüzünden, çok kereler istedim bu çıkma işini. Ama isteyince de istemeyince de olmuyor. Tam artık olmayacak derken, bir anda (genelde gündüzleri ya sabaha karşı ya da öğle uykularında ve de genelde hemen yattıktan biraz sonra. Uçuş olayının bitmesi ise tam bir uyanıklık, yani yataktan kalkış) . Ama bu korkumu atsam ve de ah keşke kontrolü ele alabilsem... Genelde kontrol doğal iç duygularımda oluyor. Yani uyanıklık halimdeki aklım olsa, epey gezeceğim yerler olurdu. Hele hele kitap okuyup bilgi edinebilmeyi çok çok çok isterdim. Eğer bu olayı bir başkasından dinleseydim kesin kez bir sürü psikolojik ve dahi felsefik yorumlar yapar, kişinin derinlerinden bahseder; yani olayı başka açılardan ele alarak ****fizik halden çıkartmaya çalışırdım. Ama iyi ki başıma geldi. Çünkü bütün bilgilerim, yorumlarım çöktü. Bu olayı yaşamayanlar, bence hiç de olur olmaz yorumlara kalkmasınlar, bir an önce yaşamaya baksınlar. Çünkü bu olayın objektif bir delili-açıklaması yok henüz. Ancak sübjektif deneyimlemelerle olabilecek bir şey. Velhasıl, yaşayınca bu olayı ne hayâl ne rüya. Ne diyeyim başka.
İsim yok (Denizli)
Karabasan 3

Birazdan anlatacaklarıma inanmayabilirsiniz; ama ben sırf kimse inanmayacak diye bir sır gibi sakladığım yaşadıklarımı daha fazla saklayamayacağım ve paylaşmam gerekiyor artık.Nerdeyse her gece gelen o şeyi aslında ben çağırdım bu benim suçum.Bir gece arkadaşlarla ruh çağırdık hiçbirimiz bu konuda bilgili değildik ve çağırma işlemini yapan bendim gelen ruh değildi başka bir şeydi,onu gönderemedim.o geceden sonra ben kurtulduğumu sanırken bana musallat oldu nerdeyse her gece geliyor.Uykuya dalmadan hemen önce.Nefesim kesiliyor,kalbim hızlı hızlı çarpıyor,gözlerimi açamıyorum ve çok garip şeyler görüyorum.Bazen yaptıklarımı hatırlamıyorum sanki içime giriyor ve o beni yönetiyor.Ben üniversite öğrencisiyim ve bir arkadaşımla evde kalıyoruz.İlk defa yanımda biri varken uyumadan önce geldi ben bunu anladım çünkü geleceği zaman acayip bir uyku basıyor ve içime bir sıkıntı geliyor.O gece sadece yattığımı hatırlıyorum o kadar.Sabah kalktığımda arkadaşımın söylediklerini duyunca çok korkmuştum.Gece yarısı kalkmışım ve arkadaşıma uyumaması gerektiğini odada yalnız olmadığımızı söylemişim,arkadaşım dalga geçtiğimi zannetmiş ama sonra gözlerimi kırpmadan tam 5 dakika boyunca hep aynı noktaya bakmışım ve sürekli aynı cümleyi tekrarlamışım''Sabah ezanı okunana kadar uyuma,bu odada yalnız değiliz'' Bazen gelen o şeyi görüyorum gözüküyor ama ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.Ben deli değilim anlayın ne olur onlar her yerde ve siz uğraşmadıkça asla sizinle uğraşmazlar.Sakın onları merak etmeyin pişman olursunuz tıpkı benim gibi...
Karabasan 4

Askerden yeni gelmiş, işsizlikten bunalmış ve sıcak bir yaz gecesinin ardından teras katta, bahçeye bakan cephede, camlar-kapılar açık, saat 2:30 gibi yatmıştım. Bayağı bir sıcaktı ki üstümde hiç bir örtü yoktu. Yatak da biraz geniş... Ben, yayıla yayıla yatıyorum. Tam uykuya dalacakken yatağın üzerine bir şeyin atladığını hissettim. Çünkü sırt üstü yatıyordum ve beni bacak arasına alacak şekilde basıyordu. Yatağa biraz daha üstüme doğru yürüyüp omuzlarımdan tuttu ve beni dehşet bir şekilde sarsmaya başladı. Tabii ben büyük bir güçle birlikte yataktan fırladım ve dua ede ede alt kata indim. Annem sağ olsun, beni okudu üfledi de o gece rahat uyuyabildim... Ertesi gece, yanıma Kuran-ı Kerim alarak çıktım ve aynı saatte yattım ve uyudum. Bu sefer, rüyama girdi. Rüyamda da sanki odada uyanıkmışım gibi görüyorum kendimi. Tavan, tahta ve bir sürü kafaları kel boyunlarından asılmış, morarmış erkek cesetleri görüyorum. Aralarından kaçmaya çalışıyorum falan, uyandım ve sakin sakin yine annemin yanına...
Neden Ben?

12 yaşımdan beri bu olayları yaşıyorum. Şu an (Aralık 2005), yaşım 16. Yatağıma yatıyorum, birden gözlerim kapanıyor. Sanki başka bir dünyadan gelen uğultular duymaya başlıyorum. Ne hareket edebiliyorum ne de bağırıp sesimi duyurabiliyorum. Birgün yine böyle oldu ve kendimi bir sokakta buldum. Gerçekti; hayâl ya da rüya değildi. Siyah giyinmişlerdi. Bana, "Bizimle gel!" dediler. Topluluk halindeydiler. Ben de, "Hayır!" deyince, çığlıkla karışık ilginç sesler gelmeye başladı. Bir kedi, bana saldırdı. Kaçmaya başladım... Euzu besmele ile kendimi sıktım ve birden bıraktım. Kendime geldim. Bu olayları sık sık yaşıyorum ve aynılarından babam da görüyor. Ara sıra çığlık sesleri duyuyorum. İlginç sesler... Karanlıkta acayip şeyler görüyorum. Sanki biri, beni izliyormuş gibi dua okuyorum, Kuran'la yatıyorum, olmuyor... "Sır Kapısı" gibi şeyleri çok izliyor, onlarla çok ilgileniyorum. Bu yüzden olabilir mi? Neden ben? Lütfen yardım edin, kafayı yiyeceğim. Uyku düzenim bozuldu. Başkalarına anlatınca inanmıyorlar. Anlatmak istemiyorum. Anlatmaya başlarken ya da bunları düşünürken, bir şeyler kırılıyor yada düşüyor. Lütfen yardım edin, bekliyorum
Cansu, İzmir
Ruh mu, Cin mi?

Ben, şu an 14 yaşındayım. Görme duyum çok kuvvetlidir. En ufak hareketi fark edebiliyorum. Bundan 3 sene önce yatakta yatarken tavanı izliyordum. Birden sağımdan bir şey geçtiğini hissettim. Acayip korktum. Gece yarısı olduğu için kalkıp annemin yanına gitmeye de cesaret edemedim. Artık herhangi bir yerde yalnız kalamıyordum. Gecede yorganı kafama kadar örtüp besmele çeke çeke uyumaya çalışıyordum. Ertesi gece yine yorganı üstüme çekmiş terlemiştim. Cam gözümün görebileceği bir noktadaydı. Camdan dışarı baktım. Bir anda havada süzülen insan siluetiyle karşılaştım. Ne yapacağımı bilemiyordum. Annemlere söylesem
bana inanmazlardı. İçime berbat bir sıcaklık çökmüştü. Yanıyordum. Sonra birden yorgan kıpırdadı. Ben, yorganı kafama kadar örttüğüm için kimin kıpırdattığını göremedim. Babam, bana iyi geceler deyince babam olduğunu fark ettim. Bir an için rahatlamıştım. Babama bakıyordum. Birden arkasında o insan siluetini gördüm ve göründüğü gibi kayboldu. Bunu uykusuz geceler izledi.
Yiğit Tosun
rüya Olamaz..

Selam. Ben, Rüya. Geçen yıl, Temmuz'un sonunda okulum erken tatile girmişti. Sınavlarımızı bitirmiştik. Kardeşimin hâlâ okulu vardı. O, her zamanki gibi okula gitmek için erken kalkmıştı. Ben, hâlâ uyuyordum. Kardeşim, yatağıma oturmuştu. Okul çantasını takmıştı. Ben, ona arkamı dönük uyuyordum. Onun yatağıma oturduğunu sanki hissettim ve elini arkama koydu. Ona döndüm ve "Git Murat sen okula, benim dersim yok." dedim. Arkamı döndüm, uyumaya devam ettim; ama yüzünü ve kıyafetini gördüm. Her şeyiyle kardeşimdi o. Uyandığımda anneme Murat'ın neden sabah beni uyandırmak istediğini sorduğumda, aldığım cevap beni ürpertti: Murat, benim odama dahi girmemiş. Annem, o evden çıkana kadar yanındaymış. Önce inanamadım. Kardeşimin okuldan gelmesini bekledim. Geldiğinde baktım ki çekedi sabah gördüğüm çeket değildi. Başka çekedi vardı ve benim odama hiç girmediğini, sabah beni uyandırmaya çalışmadığını söyledi. Hala rüya mıydı, gerçek miydi ve gerçekse ne olduğunu anlayamıyorum... Ama onu öylesine içten gördüm ki ve hissettim ki; o, hâyâl veya rüya olamaz...
Rüya
Yalnız Değiliz

Öncelikle 34 yaşında ve çok iyi bir şirkette, iyi bir görevde olduğumu belirtmek isterim. Hayatımı, yaşayabildiğim derecede modern şartlarda yaşayıp, gece kulüplerinden, partilerden çok zevk alan, sosyal yaşantısı çok renkli bir hanım olduğumu da... Sizlere sadece 1 olay değil, birbirini takip eden bir kaç olayı anlatmaya çalışacağım. Aslında yıllardır bunları unutmaya çalışmış ve en yakınlarımla bile paylaşmaya cesaret edememiştim. Ama sizlerin hikâyelerini okuduktan sonra, benim, yaşadıklarımın ne kadar gerçek ve de aslında ne kadar ürkütücü olduklarını bir kez daha kavradım.
Bizler, asla... Yalnız değiliz... 5 yaşlarındayken, geceleri korkuyla uyanır hâle geldim. Sebebi, belirsizdi..Hatırladığım tek şey, gece yatağa yatıp, gözlerimi kapatmaya korktuğum.. Bir anda, kapının arasından yattığım odayı kara kara, ağır, bulutumsu şeyler kaplıyordu ve ben, nefes alamıyordum. Bu olaylar, her gece olmaya başladı. Kimseyi bunlara inandıramadım. Çocukça kapris sandılar. Ve her ne sandılar ise.. Bilemiyorum. En sonunda, odama gitmeye korkar hâle geldim. Çünkü beni orda bekleyen, görünmeyen, ağır bir şey vardı... Gecelerim, ağlamakla ve korkuyla geçmeye başlamıştı ki... Ailem (Annem Yugoslav Arnavut, babam Yunan asıllıdır), bâtıl inançlara sahip değildir.. Öyle oldukları halde eve yaşlı birini getirip, kurşun döktürdüler, okuttular. Bir süre, boynumda küçük bir Kurân taşıdım. Sonra, yavaş yavaş bitti bu olay.. Bu, bir karabasan miydi? Bilmiyorum. Hâlen de bilemiyorum



Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010   #4
  • Offline
  • Forumdan Uzaklaştırıldı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2008
Nerden
ANKARA
Yaş
31
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
126
770 Mesajına
1.228Teşekkür Aldı
  


Karabasan Deneyimleri, III

Öleceksinnn!!!

Bu olay, bir yıl önce LGS sınavına hazırlanırken başımıza geldi. Birgün, dershane çıkışı, deneme sınavı çözmek için en yakın arkadaşımla bize gelmiştik. Ben, içecek bir şeyler hazırlamaya mutfağa gittim. Arkadaşım da, içerde çalışacağımız kitapları hazırlıyordu.Telefon çaldı ve salona geçtim. Telefonu açtım. Birisi, "Öleceksinnn!" diyordu; ama ses tanıdık gelmişti ve aldırmadım, tekrar mutfağa döndüm. Ardından tekrar telefon çaldı. Artık sinirlenmeye başlamıştım. Söylenerek salona girdim. Arkadaşım da telefonun susmamasına sinirlenmeye başlamıştı. Konsantre olamadığını söylüyordu ki, sesinde bir değişme oldu ve sesi kesildi. Ben, şaka yaptığını düşündüm ve telefonu açmaya gittim. Açtığımda yine aynı ses, "Öleceksinnn!!!" diyordu ve ben de gülerek telefonu kapadım.Arkadaşımı azarlamak için odama doğru yöneldim. İçeri girdiğimde, arkadaşımın kafası çalışma masasına düşmüştü. Bunu da şakanın bir parçası sanarak yanına gittim ve kafasını kaldırdım.O an gördüklerim, dün gibi aklımda hâlâ...Değişik bir yüz ifadesi vardı. Çok korkmuşa benziyordu ve nefes almıyordu.Çok korktum! Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Annemi aramak için telefona koştum; ama telefon meşgul sesi veriyordu. Giderek telaşlanmaya başlamıştım. Tekrar odama, arkadaşımın yanına döndüm; ama o, odada yoktu. Defterler ve kitaplar darmadağın olmuştu. Korkmaya başlamıştım. Çığlık atmaya çalıştım; ama sesim çıkmıyordu. Çıldırmak üzereydim ve ter içinde yataktan kalktım. Işığı yaktım ve odama bir göz gezdirdim. Her şey, yerli yerindeydi. Saat 3'tü. Korkunç bir kâbus görmüştüm ve telefon çaldı, sıçradım. Ama, "Sonuçta, her şey bir rüyaydı..." diyerek telefona gittim. Arayan, arkadaşımdı. Çok berbat bir rüya gördüğünü ve hala etkisinde olduğunu söyledi. Anlattığı rüya, tıpkı benim gördüğüm gibiydi.O anda tüylerim diken diken oldu. Bu, ne anlama geliyordu?....
Hayal mi?

Akşamları çok yemek yediğimde, zor uyur ve genelde kabus görürüm. Yemeği yine fazla kaçırmıştım. Hiç karabasan görmedim. Ama bu yemeğe görürüm artık diye düşünüp uyumaya koyuldum. Sadece terliyor, bir o tarafa bir bu tarafa dönüyordum. Tam daldığım sırada, birinin bana baktığını hissettim -Biraz korkağımdır- hemen irkildim. Odamın yarısı kadar bir gölge, hafif hareketlerle bana doğru bakıyordu. En kötü yani ise bunun rüya olmadığını biliyordum. Elim lambanın düğmesini arıyordu ama bulamıyordum. Nefes alamadım ve bağıramadım. Elektrik düğmesini buldum ama açmaya çok korkuyordum. Gözlerim, bana anlamsızca baktığına inandığım gölgeye dönüktü... Işığı açtığımda sandalyemin üzerine yığılı elbiselerin, olarında üzerinde kedimin bana baktığını gördüm. Ne de olsa hepsi birden kocaman bir soru işaretiydi benim için. İçim rahatlamıştı. Kedimi sevmek istedim. Hırlayıp yok olup gitti. Asabi bir kedi değildir. Ben de, tekrar yattım.
Aniden tekrar birinin bana baktığını hissederek irkilip ışığı açtım. Aynı manzaranın tekrarı olması benim sinirimi bozmuştu. Gülmeye başladım. Daha sonra sinirlerim yatışsın diye kalkıp bir kahve yapmaya karar verdim. 20 dakika sonra odama döndüm. Tüylerim diken diken olmuştu. Kedim ayni pozisyonda hiç oynamadan duruyordu. Pencerem açık olmasına rağmen odamda ağır bir koku vardı. O tatlı kedimin hareketsizce gözlerimin içine bakması beni oldukça etkilemiş olacak ki birden ağlamaya başladım. Sinirlerim bozulmuştu. Arkadaşımı aradım. Hemen buraya gelmesi gerektiğini ve sinirlerimin bozulduğunu söyledim. Döndüğümde kedim yerinde yoktu. Koku, arttıkça artıyordu. Ama nereden geldiğini anlayamamıştım. Odayı aramaya başladım. Her yeri kokluyordum. Balkon tarafındaki camdan aşağıya doğru bakarken hızla kapım çarptı. Hemen kapıya koşum fakat açmaya korkuyordum. Kapının öteki tarafından kedimin çıkaramayacağı sesler duyuyordum. Kalbimin nasıl attığını hala hatırlarım.
Bağırmaya başladım. Koku, sinir bozukluğu, o garip seslere bir de telefonun o yüksek sesi katılmıştı. Derin bir nefes aldım, kapıyı açtım ve doğru tuvalete gittim. Yansımam beni ürkütmüştü. Sinir bozukluğunun verdiği yorgunluktan olsa gerek kendi yansımamın bana oyun oynadığını düşündüm.Tam bayılıp kalacağımı sandığım sırada telefon tekrar çaldı. Açmaya cesaret edemedim önce. Sonra içeri gidip ahizeyi kaldırdım, kulağıma dayadım... Telefonda arkadaşımın sesini duydum. Gelemeyeceğini söylerken, birden sesi değişmeye başladı. Sanki sesi apartmandan aynı anda gelir gibi yakından duyuyordum. Tüylerim ürpermişti. Ben hiç konuşmadığım halde bana açıklamalar yapıyordu. Açıkçası saçmalıyordu. Bana iki de bir, "Gelmeyeyim ben; ama, sana bir şey olmayacak. O, sadece alacağını alıp gidecek." diyordu. Kedim etrafta gezerken normal sesler çıkarıp geziyordu. Eski tedirginliğim kalmamıştı.Neydi? Kedime ruh mu girmişti? Hayır. Ya kapı? Hava akımından çarpmıştı. Arkadaşımın ise içmiş olacağını düşündüm. Ama koku gerçekti...

Karabasan 1

Ramazan ayının ortalarındaydık. Ertesi gün, oruç tutmak için sahura kalktım ve uykulu bir halde yemek yedikten sonra, henüz daha soğumayan sıcak yatağıma uzandım. Uykuya dalar gibi olmamla birlikte üzerimde bir ağırlık hissettim. Gözümü açtım ve hareket etme çabalarım sonuçsuz kaldığını gördüm. Yatağımın bulunduğu yerden yemek masasında yemek yiyen annemi görmeme rağmen bir türlü hareket edememem, beni çok şaşırtmıştı. Vücudumun hiç bir noktasını hareket ettiremememin yanı sıra parmağımı bile kıpırdatamamam beni iyice telaşlandırdı. Çünkü daha önceden böyle bir olayla hayatım boyunca karşılaşmamıştım. Müthiş bir güç harcamama rağmen hareket edemiyordum ve avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım. Aman Allah'ım sesim de çıkmıyordu. Yaklaşık 3-4 metre uzakta olan anneme lütfen beni kurtar dercesine çırpınmalarıma karşı bir türlü kendimi fark ettiremiyordum. Artık dayanamayarak gözlerimi kapadım ve "Yeter artık ne zaman bitecek bu işkence? Yoksa ölecek miyim?" gibi düşüncelere dalarken, birden birinin elini omzumda hissettiğim anda üzerimdeki ağırlık bir anda yok oldu. Bağırarak gözlerimi korkuyla açtığımda omzundaki elin anneme ait olduğunu görmenin rahatlığıyla, yataktan sıçrayışımın sesi tüm ev halkını ayağa kaldırmıştı. Peki neydi o üstümdeki cisim? Bir insan uykuda olabilir ama gözleri açık asla.

Karabasan 2

Merhabalar.. Öncelikle anlatacağım olayın Kayseri'de bir köyde olduğunu belirtmek isterim... Tatile gitmiştim her sene olduğu gibi.. Dedemlerle kalabalık bir aileyiz. Ben, bu yüzden salonda yatıyordum ve dedem de sabahları yüksek sesle TV izlerdi, başucumda ben uyurken..
Birgün, yattım. Köyün sokak lambası, salona vuruyordu... Ben, uykudaydım.. Birden, dilim titremeye başladı. Bunu hisseder hissetmez gözlerimi açtım bağırmak istedim. Biz, kalabalıktık çünkü.. Ama sesim çıkmıyor. Bağırıyorum; ama çıkmıyor sesim... Çok kötü bir durum. İlk kez karşılaşmıştım o zaman. Gözlerimden yaş geldi.. Çok korkmuştum. Ölüyorum sandım ve ben inançları olmayan bir insandım. Vücudum, tamamen titremeye başladı. Etrafı görüyorum; ama hiç bir şey yapamıyorum..
Dedem girdi sonra içeriye; ama olur ya hani, az ışıkta biri girer yüzünü göremezsiniz. Ama şekli şeması bellidir. Aynen o şekildeydi.TV'yi açtı, kapattı. TV'nin üzerindeki tırnak makası ve makasın olduğu kutuyu karıştırdı ve çıktı. Ben ise çok seslenmeye çalıştım çok hareket etmeye çalıştım.. Bir süre sonra geçti. Ama her uykuya dalmaya çalıştığımda, yine başlıyordu.. Bu yüzden uyuyamadım hiç. Bir an uyuyakalmışım..
Sabah oldu. "Dede, " dedim. "Böyle, böyle oldu dün gece.." Bana, "Ben, gece hiç gelmedim ki odana."
demesiyle ben çok kötü oldum.. Sonra öğrendim ki, bazı insanlara da olurmuş bu. . Ve daha sonra, inançlarım oldu.. Dua etmeye başladım.. 2-3 senedir gelmiyor şükürler olsun. Ama 4 sene bırakmadı beni.. Bir gecede 3-4 defa geldiğini bilirim... Çok kötü, çoook.. Hoşça kalın .. Seval

Yüzleşme

Çocukluğumun dokuz yaşına kadarki olan bölümü, şimdi adını tereddütle de olsa karabasan koyabileceğim olaylarla geçti. İnsanlardan uzak bir çocuktum. Müthiş bir okuma tutkum vardı. Daha ilkokula gitmeden okumayı öğrenmiş; yaşıtlarım oyun oynarken ben, sadece kendime ait olan odada hiç durmadan kitap okuyordum. Daha 8 yaşında, tüm odayı dolduracak kadar kitaba sahiptim.
Korkularım vardı gecelere dair. Henüz "karabasan"ın adını bile duymuş değildim. Ne hayâlle gerçeği ayırt edecek, ne kendime ölüm ve ruhlar âlemi gibi bir çok bilinmeyeni açıklayabilecek yaştaydım. Ama rüyâ ile hayâli karıştırmayacak kadar da olgun. 6 yaşında olgunluk nedir diyecekseniz, 13-14 yaşlarında yaşamam gereken her şeyi daha o yıllarda yaşadım. Erken yaşadığım daha bir çok şey gibi... Belki de buna sebep, yine kendi yalnızlığımla paylaştığım yada paylaşabildiğim rüyalarım ve uyanıkken yaşadıklarımdı.
Aynı yerde başlardı her şey. Aynı sahne, aynı renkler, aynı koku, aynı korku. Yıllarca hep o aynı rüyayı gördüm. Hiç değişmeden, bir tek sahnesi bile bozulmadan. Artık ezberlemiştim. An be an fotoğrafik bir hafızayla, rüyanın nasıl gelişeceğini, "O"nunla nasıl karşılaşacağımı, içeri nasıl gireceğini, beni nasıl kovalayacağını, etimi yemek için dişlerini uzattığında nasıl uyanacağımı... Ben miydim "O"nun düşleri, yoksa "O" mu benim hayâlim; ayırt edilmez çizgiler, anlaşılmaz derinlikler... Uyanıkken gözlerimin önünden geçen siyah oyuncak trenler, küçük küçük varlıklar, adımı çağıran sesler... Kim çağırırdı, beni nerden tanırdı, ismimi nerden bilirdi; düşündüğüm bunlar değil, sadece korkularıma gün geçtikçe alıştığım ve sanki doğal hayatın bir parçasıymışçasına kabullendiğim gerçeğiydi. Ama tek bir şeyi biliyordum ki, uyanıkken karşılaştıklarım, düşlerimdeki gibi düşmanca değil dostça davranıyorlardı hep. Sanki uykumdaki o varlıktan beni korur gibi...
Öylesine kitap okuma sevgisi içimde doluyken, tek bir kitaba elimi bile süremezdim. Eskilerden hâtıra kalan çok eski bir Kur'an mushafına... O çocuk saflığıyla, sanki ona dokunsam kirleteceğim, o kutsal, nûrlu sayfaların kutsiyetini bozacağım... O mushafa herhangi bir insanın değil sadece kitaplarda okuduğumuz evliyaların dokunabileceğini, bizlere yasak olduğunu ya da çok büyük bir günah olduğunu düşünürdüm. Ama saatlerce baş ucunda durur, insanın içine huzur veren o Kur'an kokusunu içime çekerdim. O koku, hiçbir yerde yoktu. Bulutta, gül'de, aşk'ta, anne'de...
Geceleri o huzur, insanın içini ürperten, tüylerini diken diken eden ve senelerin katılaştırdığı korkulara bırakırdı yerini. Uyumak istemezdim... Korkularım katılaştıkça, "O"nun da katılaştığını, cisim aldığını fark ediyordum. Bir defasında henüz uyanıkken, başıma bürüdüğüm yorganımı çekmiş, bana (şimdi hatırlamadığım) bir duyguyla bakmıştı. Öfkeli mi, alaycı mı, belki de duygusuzca. İlk defa yüzünü bu kadar açık-seçik görmüştüm. Yüzü, yüzlerce yerinden yontulmuş kaya parçaları gibiydi. Yüzlerce köşesi, ama beni korkutmayan bir çekiciliği. İskambil kağıtlarındaki karo şeklinden daha naif bir göz yapısı, rengi hatırımda olmayan ama iradeyi donduran bir göz rengi. Ya da gözlerinin içindeki o anlam... Sabah, gözlerimi açamadım. Gözlerim yanıyor, ışığa bakamıyordum. İlk defa ağladım; ama acıdan... Babam, eczaneden aldığı damlayı gözüme damlattı, daha bir çok şey. "Geçecek, geçti ******m..." diye beni sakinleştirmeye çalışıyorlardı; ama ben, ışığı gördükçe daha da kötüleniyordum. Annem, gözlerime belki üç-dört kat tülbent bağlayıp beni yatırdı ve o gün okula göndermedi. Belki üç-dört gün, gözlerimde o tülbentlerle sadece yattım.
O günden sonra, o dostça seslerin yanına sessiz; ama korkutucu görümler de karıştı. Delirdiğimi düşünüyordum. Aklımın bana oyunlar oynadığını... Ama Allah'a o kadar çok inanıyordum ki... O istemezse, hiçbir şeyin bana zarar veremeyeceğine sonsuz güvenim vardı. Artık, sekiz yaşındaydım; ama15'inde, 16'sindaki gençlerin rûh ve fikir yapısına erişmiştim. Korkuyordum; ama aileme zarar vereceklerini düşündüğümden. Bazen, babamlarla beraber yatardım. Kendi gördüklerimi onların da görmesini dilerdim belki. Ne kadar suskun bir kaya olsam da, onlarla bu olanları konuşamasam da, en azından şahit olmalarını, tehlikede olduklarını bilmelerini belki de. Gecenin bir vaktinden sonra, yine aynı görümler başlardı. Ben, babamla karyolada; annemle kardeşlerim ise yer yatağında yatardı, onlarla beraber kaldığımda. Bazen annemgilin yataklarının arası olan boşluktan önce iki çift sahipsiz el çıkar, sonra kalkıp odanın içinde yürürler, kardeşlerimin yanına çömelip; şimdi hayal meyal hatırladığım, ama onlara kötülük etme yönünde olan şeyler yaparlardı. Bir defasında yine aynı şey olduğunda, birisi ne yaptı hatırlamıyorum; ama kardeşime zarar vereceğinden korkup babamı dürttüm. Babamsa, derin uykudaydı. Gözlerimi kapadım: "Bu bir rüya, bu bir rüya! Uyan, uyan" ... Gözlerimi açtığımda yoktular, ama babam, uykulu gözlerle bana yan dönüp, "Ne oldu?" dediğinde âdeta kanım donmuştu. Çünkü, rüyamda değil, gerçekten onu dürtmüştüm "Baba, baba, uyan!" diye.
Bir keresinde, anneannem de bizde kalıyordu. Tuvalete gitmiştim gece, ama istemeye istemeye. İçimde garip bir his vardı; birazdan kötü bir şey olacak, kötü bir şeyler olacak deyip duruyordum içimden. Birden simsiyah bir kedi, gözleri alev alev, üstüme atladı ve ben işte o an korkudan var gücümle bağırdım. Kedi, mutfağın karanlığından süzülüp kaybolup gitti. Ben, konuşamıyor, yüzüm bembeyaz öylece kekeliyordum. Anneannem, "Korkmuş çocuk, su verin çocuğa" diyerek bir bardak su getirtti ve suyu içtim. Bütün ev, ayağa kalkmıştı; çünkü ilk kez benim böyle bir hâlime şahit oluyorlardı.
Hiç unutamadığım bir olaysa yine o yıllarda yaşandı. Hiç unutamadığım; çünkü bütün bu olayların sonunu getiren ana nedendi. Birgün sokakta oturmuş, oyun oynayan mahalle (yada akraba) çocuklarını izliyordum. Oturduğum yer, evimizin tam dış kapısının önüydü ve telefon direği tam karşımıza düşüyordu. Aslında izlemiyor, yüzümü yumruklarımın içine almış öylece düşünüyorum. Birden, direğin yanında beni seyreden yeşil gözlü (yeşil gözlü; çünkü bu olay, belki de unutulmayacak en büyük hatıramdı, her şeyi nakış nakış işlemiştim yıllar sonra bile hatıralarıma) bir adamın dikkatle bana baktığını gördüm. Korkmuştum hafiften... Birden yanıma gelip beni omzumdan sarstı ve, "Korkma!" dedi. "Bir daha seni rahatsız etmeyecekler!" Ben donmuş kalmıştım. Öylece ona bakarken; o, döndü gitti. O günden sonra da bir daha hiç rahatsız edilmedim. Tâ ki beş yıl öncesine kadar.
Beş yıl önce, babamı bir trafik kazasında kaybettiğimde, büyük bir boşluğun içine düşmüştüm. Hayatta en çok değer verdiğim insan, avuçlarımın içinden koparılıp alınmıştı. Geceleri, onun hırkasına, başına taktığı beresine sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Özlemi yetmemiş, mezarından bir avuç toprak getirmiş; yatağıma serpmiştim, onun kokusuyla uyurum diye... O gece, aynı olaylar tekrar başlamadı; ama, bu kez daha değişik şeyler yaşamaya başladım. O günden, yani mezar toprağını yatağıma döküp uyumaya başladığım günden sonra, her gece, aynı saatte uykumdan derin bir soluk alıp verme sesiyle uyanıyordum. Korkudan saçlarımın yandığını, diken diken olduklarını hissediyordum. Sabaha kadar gözümü kırpamıyor, öylece dualar okuyor, beni Yaradan'a sığınıyordum. Dua edince biraz rahatlıyor, o seslere de alışıyordum. Ama sabaha kadar da uyuyamıyordum tekrar. İnsan, korkularına sevinir mi? Ama ben, korktuğum kadar da seviniyordum; çünkü korkularım, beni Yaradan'a daha çok yaklaştırıyordu. Ben korktukça O'na sığınıyor, O'na sığındıkça da korkumun yerini O'nun o "dostâne" varlığı dolduruyordu. Birgün, Kanada'da yaşayan bir dostumla MSN'de sohbet ederken ona bu yaşadığım olaydan bahsettim. Dostum, bu korkuları beynimizin yarattığına ve istediğimiz an korkularımızın üstesinden gelebileceğimize dair benimle uzun bir konuşma yaptı ve beni ikna etti. (Farklı dinlerdendik belki, ama ikimiz de felsefeye, özellikle dinler felsefesine öylesine meraklıydık ki!) O günden sonra, hayatımı cehenneme çeviren o en son korkumu da yendim ve korkularımın, bir daha benim iznim olmadıkça hayatıma girmesine müsaade etmeyeceğime dair kendime söz verdim.



Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010   #5
  • Offline
  • Forumdan Uzaklaştırıldı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2008
Nerden
ANKARA
Yaş
31
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
126
770 Mesajına
1.228Teşekkür Aldı
  


Karabasan Deneyimi, IV

Mehmet İsteğin üzerine yaşadıklarımı sana yazmaya başlayacağım yavaş yavaş bazı yerlerde de verdim ama pek detaya inmemiştim sana anlatırken hepsini yazıcam</EM>

Bir Cinle İlk Temas

Şimdi anlatacağım benim yaşadığım bir olay ve hiç bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum....Bundan 6 sene önce 18 yaşlarındayken oldu. Ve karabasanlar tarafından sürekli olarak 2 ay boyunca gece 3 te ziyaret ediliyordum...Ve hangi günün gecesinde geleceklerse o günün gündüzünden ben bunu hissediyordum...Yine böyle bir gündü gündüzünden hissettim ama tuhaf giden bir şeyler vardı bu biraz farklıydı sanki estiremedim ne olduğunu ama içimdeki korku çok daha fazlaydı gece oldu henüz bir şey gelmemişti saat 3 sıralarındaydı ama bu tuhaf his o kadar anlatılması güç bir şeydi ki tarifi yoktu vücudumdaki uzuvların reaksiyonları çok farklıydı ne mi oluyordu bana henüz bir şey gelmemişti ama ben bu hissin yüreğime verdiği sıkıntıdan dolayı gözlerimden istem dışı yaşlar süzülmekteydi engel olamadığım ve damarlarım çatlayacakmış gibiydi ve kalbimin orta yerine çöreklenen yoğun bir ağırlık vardı ki en çok ta bu rahatsız ediyordu sanki kalbim boğazımda atıyordu o derece hızlıydı ve sanki yerinden fırlayacakmış gibiydi derken tabiii uyuyamadım saat 3 sıralarına geldiğimde her zaman ki gibi bir karabasan gelişi hissettim hani olur ya rahatsız edilenler bunu çok iyi bilir Yüzüm odanın orta yerine dönüktü geleceğini hissettiğimde arkama döndüm yorganımı kafama çektim ve işte başlıyordu yavaş yavaş geliyordu ilk başta ayaklarımdan başlayıp yukarıya doğru beni kilitlemesini beklerken farklı bir şey oldu ilk varlık odaya girdiğinde yoğun bir leş kokusu geldi burnuma ve ondan sonra ayaklarımdan doğru arkama bir şeyin uzandığını hissettim şimdi diyeceksiniz ki annen ve baban veya da kardeşindir diyeceksiniz biz erkek kardeşimle aynı odada kalırdık ve ranzamız vardı altlı üstlü...ben üstte yatardım...Evet yorganım açıldı arkamdan ve o varlık yavaşça yatağıma uzandı o kadar yavaştı ki uzanması sanki beni bu korkuyla aklımı yitirmemi istiyordu ve ben korkuyordum çok korkuyordum en son yanıma uzandı ben ensemde bir soluk alıp verişi bu nefes o kadar güçlüydü ki yada korkudan bana öyle geldi ve ben o zamanlar dedim ki kendi kendime şimdi bu her neyse ben uyuyor taklidi yapayım uyumadığımı anlamazsa sorun olmaz ensemde nefes seslerini duyana kadar korkuyorum ama hiç kıpırdamadan yatıyordum o sesleri duydum benim yüreğim artık olduğu yerde durmak istemiyordu ve aslında benim kıpırdamadan yatmamın kendi isteğimle olmadığının olduğunu anladım çünkü o nefes sesiyle irkildim titriyorum ama içten vücudumda titrediğimi hissetmiyorum daha doğrusu vücudumu başımdan aşağısını hissetmiyorum.Sonra dua okumaya başladım daha doğrusu çalışıyorum ve besmele bile çekemedim kafamı karıştırıyor yanlış okumamı sağlıyor en sonunda Nas suresini okuyacağım ama hayır o da olmuyor okuyamıyorum ben okudukça kafamı karıştırıyor yanlış okutturuyordu bana...Ve bunlar olurken vücudumdaki kilidin çözülmeye başladığını hissettim ve bende hangi cesaretse arkama dönmeden yatağın içinde elimi hareket ettirip o şeye dokunacaktım merak ediyordum ama bunu yapmayı ben istemiyordum ve elimi bir cesaretle arkama attığımda elime değen şeyin çok sert sanki yağlı bir derisi var gibiydi kirpi kılı gibi elime batan tüylü bir derisi vardı tabi benim korkum daha da arttı...Ve bu sefer arkamda onun varlığını hissederek bu sefer sesli sesli ağlamaya başladım ve neden ben neden diye ağlamaya sonra ne olur bana yardım et ALLAH'ım ne olur dedim ne olur bana yardım et...Ve en son ALLAH dedim tüm yüreğimle çünkü okumaya çalıştığım tüm sureleri karıştırıyordum ve biliyordum ki asla unutmayacağım yüreğimden asla silinmeyecek bir isim vardı ve bana tek yardımcı olacak varlık yüce Rabbimiz tüm yüreğimle ismini andığımda o arkamdaki varlığın yok olduğunu hissettim....Ve o gittikten sonra yatağımdan kalktım ışığı yaktım erkek kardeşim uyandı abla sen iyi misin dedi gözlerim kan çanağına dönmüş terden sırılsıklam olmuştum o gece zaten abdestli yatmıştım gittim kuran kitabını aldım yüreğimin üstüne koydum defalarca öptüm ama hala ağlıyordum kardeşim öylece bana baktı abla ne olduğunu biliyorum bende hissettim ama o sana geldi seni kilitlediği gibi beni de kilitledi sana dua bile okuyamadım benimde kafam karıştı dedim kardeşimde o yıl kuran kursuna gidiyordu ve kurana geçmişti yarısına yakındı hatim etmesine bilinçliydi bu varlık hakkında abla nasıl gitti ne yaptın dediyse de benim dilim uzun süre çözülmedi korkudan anladı kardeşim kuran kucağımdaydı ve tekrar kardeşimin yanındaki çekyata uzandım kardeşim kuran kitabını baş ucama koydu ışık açık sabaha kadar öylece uzandım bir ara içim geçmiş...Sabah uyandığımda dilimin çözüldüğünü fark ettim kardeşimde korkmamam için sormadı tekrardan nasıl gittiğini....Sonra anladım ki ben kardeşim bana sabaha kadar dua okumuş şimdi rahat mısın yüreğindeki ağırlık kalktı mı diye sorduğunda konuşabilmiştim anladım ki kardeşim dua etti bana....İşte bu kadar bu benim hayatım boyunca an ve an en ince detayına kadar hatırımda kalan en korktuğum anımdı....



Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010   #6
  • Offline
  • Forumdan Uzaklaştırıldı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2008
Nerden
ANKARA
Yaş
31
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
126
770 Mesajına
1.228Teşekkür Aldı
  


Karabasan Deneyimi 5

Bu yaz, Türkiye'ye tatile gittim. Ablamda kalıyordum. Ablam ve kocası, kendi yatak odalarında; ben ise oturma odasında yatıyordum.
Türkiye'ye tatile gelmeden önce uykuda ağırlık bastığında (Karabasan diye bir şey olduğunu bilmiyordum) bir türlü uyanamıyordum; fakat daha sonra bunun taktiğini buldum. Karabasan geldiğinde eğer ağzınız açıksa, ağzınızı bütün gücünüzle kapatıp dişlerinizi sıkın. Eğer karabasan geldiğinde ağzınız kapalı ise, ağzınızı sonuna kadar açıp tekrar bütün gücünüzle kapatıp dişlerinizi sıkın. Böylelikle kolayca uyanacaksınız.
Neyse, tekrar olaya dönelim. Dediğim gibi, Turkiye'ye gelmeden önce karabasan diye bir şeyin olduğunu bilmiyordum. Daha sonra tatilimin ilk günlerinde uykuda üzerime ağırlık basmıştı. Bunu bir gün evde ablam kocası, ben ve ablamın 5 yaşındaki kızı oturup 6. his filmini seyrederken, bu olayı anlattım. Ablamın kocası da "Karabasandır o" dedi. Bir anda konu tamamen açıldı ve karabasan hakkında çok konuşulmaya başlandı. O gece hepimizi ürktük.
Ablam, oturma odasına yer yatağı açtı ve hepimiz oturma odasında uyuduk. Ama o gece karabasan hiç birimize gelmedi. Ben uyurken ablamın kocası saat 8'de ise gitmiş, artık hava aydınlanmış sabah olmuştu. Ablamın da korkusu gitmiş, sabah 8:30'ta kızını da yanına alarak kendi yataklarına gitmişler (Ben, bu sırada uyuyorum).
Tabii ki ablamın kızı ufak, erkenden uyandığı için yatakta oyuncaklarıyla oynuyormuş. Saat 9:00 sıralarında ablama karabasan gelmiş. Ablam bi türlü kıpırdıyamıyor hatta yanındaki kızını oyuncaklarıyla oynarken görüyor; fakat ona konuşamıyormuş. Tam o sırada ablamın kızı, oyuncağıyla ablama dokunmuş ve dokunur dokunmaz ablam uyanmış. Daha sonra Ablam, kızını alıp tekrar oturma odasına gelmiş (Ben hala uyuyorum bu sırada). TV'yide açmış, ablamın kızı çizgi film bakıyorken. Ben ise sırt üstü yatıyordum.
Tam o sırada olanlar oldu, karabasan ablama geldikten hemen sonra bana da geldi. Üzerimde inanılmaz bir ağırlık vardı. Hissediyordum onun olduğunu, gözlerimle de açık olan TV'yi görüyordum ablam ve kızını görüyordum ama onlara konuşamıyordum. Tabii ki hemen sizlere yukarıda bahsettiğim taktiğimi uyguladım, bu taktiğimi yaparkende karabasan'ı resmen gördüm. Taktiğimi yaparkende karabasan yavaş yavaş gözümün önünden yok oldu. Ve bağırarak uyandım. Hemen yan tarafta uzanarak TV seyreden ablam da "Ne oldu?" diye sordu. Ben de ona gülerek "Karabasan geldi ve onu gördüm." dedim. Gülüyordum; çünkü ondan kurtulmayı biliyordum.
Hemen o gün içinde kuran olan ipli kolyelerden aldık ve onları boynumuza taktık. Ondan sonra da, hiç Karabasan gelmedi (yaklaşık 2-3 ay oldu).
Daha sonraları büyüklerime bu konu hakkında sorular sordum. Bazıları inanma böyle şeylere, sadece yorgunluktan üzerine ağırlık basmıştır dedi, bazıları da hikayeler anlattılar. Yukarıda başıma gelen olay gerçektir; ama karabasan var mıdır yok mudur onu bilemem...



Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010   #7
  • Offline
  • Forumdan Uzaklaştırıldı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2008
Nerden
ANKARA
Yaş
31
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
126
770 Mesajına
1.228Teşekkür Aldı
  


Karabasan Deneyimi 6

Ben de karabasan ile ilgili gerçekten yaşadığım iki olayı anlatmak istiyorum anlatacaklarım tamamen gerçektir ve bunların ne eksiği ne de fazlası vardır. Biraz kendimden bahsedeyim, sinirsel ve psikolojik açıdan sağlam biri olduğumu sanıyorum olaylar karşısında soğukkanlıyımdır kolay paniğe kapılmam ve bununla beraber altıncı hissim normal insanların çok ilersindedir. Bundan seneler önce ülke dışında 86 veya 88 yılıydı yanılmıyorsam bir tanıdığın tanıdığına gitmiştik ve orada, yaşlı biri, karabasan olayını anlatmıştı göğsünün üzerine bir karaltının çöktüğünden ve o anda vücudunun tamamen kilitlendiğinden ve hiç hareket edemediğinden bahsetmişti. Adamın evinden dışarıya çıktığımızda babam konuya atfen adamın kafadan hasta olabileceği yorumunu getirmişti. Tam tarihi hatırlamıyorum ama bundan tam on sene sonra ilk defa olarak sırtüstü uzanıp uyumaya çalışıyordum, genellikle bir tarafa doğru yan yatarak uyurum, sağ veya sol fark etmez, işte o gece aynı olay benim başıma geldi, 50-60 cm boyunda bir karartının göğsümün üzerine geldiğini hissettim elleri ve ayakları yoktu, beyazlığı hariç kardan adamın kafası ve gövdesini andırıyordu sanırım gözleri de yoktu veya ben fark etmedim, o saniyede hiçbir şey yapamıyordum korkmuştum ve vücudumun hiçbir uzvunu oynatamıyordum parmak uçlarımı dahi, kalbim inanılmaz hızlı bir şekilde atıyordu, o karaltıya bakmaktan vazgeçtim ve gözlerimi kapattım ve bu durumun sona ermesini bekledim, aynı zamanda kendimi rüya görüyor olduğuma inandırmaya çalıştım, gözlerimi açtığımda sabah olmuştu ve hiçbir şeyim yoktu olayın rüyamda bir yerlerde geçtiğine ve o adamın anlattıklarının bilinçaltıma yerleşmesinden kaynaklı olduğuna kendimi inandırdım ve o günden sonra bir daha asla sırt üstü yatmadım.Şunu da hemen eklemek istiyorum daha önce rüya içinde rüya görmüştüm ama bunun da rüya olup olmadığınız tam olarak ayırt edememiştim o zaman. Tarih 07 Ocak 2007 biraz rahatsız bir gece olmuştu benim için gün ağarmıştı ama ben hala uyumakta zorluk çekiyordum, bir anda ürperti hissettim ve bütün tüylerimin diken diken oldu, odamda benim dışımda bir şeyin veya varlığını hissettim, döndüm ve odayı kontrol ettim gözlerimle hiçbir şey yoktu, hislerim beni şimdiye kadar asla yanıltmadı, kesinlikle bir şey hissediyordum ve bu durum çok uzun zaman sürdü, sonra tavana baktım sanki oda yarı aydınlıktan alacakaranlığa metre metre bürünüyor ve bu yarı karanlık metre metre bana doğru yaklaşıyordu tıpkı "Descent" filmindeki hastane sahnesinde olduğu gibi. Kendimi bu durumdan soyutladım ve bunların tamamının göz yanılgısı olduğunu kabullendim, yüzümü tekrar duvar tarafına döndüm ama altıncı hissim tekrar ürpermeme sebep oldu, odamda beni rahatsız eden bir şey vardı (bu noktadan sonra anlatacağım olaylar en fazla 4-5saniye içinde gerçekleşti) her zamanki yatış pozisyonumda sol kolumun üzerinde yatıyordum ama kesinlikle ve kesinlikle uyumuyordum, o gece sabaha karşı birçok defa yaptığım gibi artık son bir defa hızla dönüp arkamı kontrol edip hislerimin beni yanılttığında ve odada benden başka bir şey olmadığına kendimi ikna etmek istedim, bu defa çok daha süratli bir şekilde yorganın ağzından tutup biraz havaya kaldırdım, üzerimden kayıp yere düşmesini bu şekilde engelleyebilirdim ancak, elimi yorganla beraber havaya dairesel bir hareketle kaldırmam ve elimin bir kütleye sert biçimde çarpması bir oldu, kütle bu sefa sarı renkliydi ve yumuşaktı tıpkı şişman birinin göbeği kadar, inanılmaz derecede korkmuştum çünkü elimi çarptığı yerde kesinlikle bir cisim olmaması gerekiyordu, elimi hemen indirip yorganı tepeme kadar çektim, o sırada vücudumun her yerine kilolarca ağırlık bindiğini hissediyordum ve bu ağırlık beni hareketsizleştiriyordu ancak bu ağırlığın üzerime biniyor olması yatakta bir ağırlık yaratmıyor yaylar gıcırdamıyordu, sizin anlayacağınız bu kadar aklım başımda ve bu ayrıntıları ayırt edebilecek kadar kendimdeydim bunun ikinci randevu olduğunu hemen anladım ve geçen defanın rüya olmadığını kabul etmem bir saniye bile sürmedi, yani onun gerçekliğini ve varlığını hemen kabulleniverdim, bu defa avantajlıydım çünkü beni sırtüstü yatarken savunmasız yakalayamamıştı, irademi zorladım ve vücudumun hangi uzuvlarını oynatabildiğimi denetlemeye çalıştım ne yazık ki tamamen kilitlenmiştim, belki saniyenin yarısı bir zamanda parmaklarımın ucunu oynatabildiğimi fark ettim yavaş da olsa oynatabiliyordum, bunu fark etmemle birlikte kıpırdamamı engelleyen ağırlığın üzerimden çok hızlı bir şekilde çekildiğini hissettim. Daha sonra kendi kendime düşündüğümde 6-7 yaşında bir çocukken yatakta uyuduğumda duvarda bir karaltı gördüğümü ve bağırdığımda sesimin çıkmadığını hatırlıyorum. Sizleri korkutmak istemiyorum ama bunu uyku felci ile açıklamaya çalışanlar yanılıyorlar, benim yaşadıklarım karabasanın kesinlikle bir varlık olduğunu gösteriyor, bilmeyerek de olsa bizzat ona vurdum ve büyük ihtimalle o da benden bunun hesabını sormak istedi. Arkadaşlar dualar muskalar veya psikologlar da yararlı olabilir ama ben çok inançlı biri değilim, benden çok daha fazla bu tecrübeyi yaşayan arkadaşlar olduğunu biliyorum eğer bundan kurtulmak naçizane tavsiyelerim var. Biz bu durumla karşılaştığımızda kilitleniyoruz ve hareket edemiyoruz, bunun nedeni ise aşırı derecede korkmuş olmamızdır bizi kilitleyen o değil korkumuz ve bu olay geçtikten sonra bunun aslında olmadığına kendimizi inandırmaya çalışıp değişik alternatifler sunuyoruz, benim gibi onun varlığını kabul ettiğinizde artık kilitlenmeyeceksiniz, siz kilitlenmezseniz o da amacına ulaşamayacaktır, son defasında birkaç saniyede ondan kurtulmam bunu gösteriyor.



Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010   #8
  • Offline
  • Forumdan Uzaklaştırıldı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2008
Nerden
ANKARA
Yaş
31
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
126
770 Mesajına
1.228Teşekkür Aldı
  


Karabasan Deneyimi 7

Benim başımdan geçenler, bir evde başladı ve buna şâhit olan çok insan var. Annemler, yeni bir eve taşınmıştı.Ben de o zaman 18 yaşındaydım. Namaz kılardım; Lâkin irâdem zayıftı.

Başlarda normal bir yaşantı sürüyorduk.Tâ ki o akşama dek Yatakta uyuyordum. O sırada koridorda ayak sesleri duymaya başladım."Birşey"in yanıma doğru geldiğini anladım.Hemen aklımdan geçen kötü düşünceleri atmaya çalışıyordum.Birden, ses yatağımın önünde kesildi. Arkamda olduğunu anlamıştım.Önüme döndüğümde, havada duran simsiyah top şeklindeki varlık (karabasan), içime girdi. Ellerim, ayaklarım o anda titremeye başladı Nefes alamadım. Donup kalmıştım.Bu olay, 15 sâniye sürdü. Sonra kendime geldim. Derin bir nefes aldım.

Evdekilere bu olayı yansıtmak istemedim; çünkü kimsenin korkmasını istemiyordum. Sonraki gecelerde, rüyâlarım hep kâbuslarla geçmeye başladı. Bir gece, ellerimin ve ayaklarımın tutulduğunu ve bir taraftan da boğazımın sıkıldığını hissettim. Bu olaylar, arık her akşam başıma gelmeye başlamıştı.

Bir gece de çok güzel bir rüya gördüm. Câmide namaz Kılıyordum ve göğe yükseliyordum. O anda "iki kişi", beni yakalayarak kıblemi değiştirmeye çalışıyordu.Uyandığımda yine her tarafım tutulmuştu ve hiçbir yere kıpırdayamıyordum.Boğazımı sıkıyor, saçlarımı çekiyorlardı. Birbirlerine isimleri ile hitap ediyorlardı.Tabii sonradan cin olduklarını anlamıştım.Onlara: "Neden bana böyle yapıyorsunuz!" dedim. Onlar da dalga geçer gibi, birbirlerine "Neden böyle yapıyorsun bana!" deyip gülmeye başladılar.
Her geçen gün, olaylar daha da sıklaştı ve artık gündüzleri de yanıma gelmeye başlamışlardı..En sonunda, aileme bu konuyu açmak zorunda kalmıştım.Çok yaşlı bir hocaya gittik.Hoca bana, güçlü olmamı, bir şeyi gereğinden fazla düşünmememi ve yatmadan duâ okumamı istedi.Onların insanlara bulaşmadan bir şey bahâne ederek musallat olduğunu söyledi.

Gerçekten de doğruydu. İrâdem, zayıftı ve aklımdan memleketteki arkadaşlarımı gereğinden fazla düşünüyordum ve akşamları da duâ okumayı unutuyordum. Hocanın dediğini yaptım ve artık eskisi gibi musallat olamıyorlardı. Akşamları duâ okuyunca kesinlikle yanıma yaklaşamıyorlardı. Sadece yanımdan hızlı şekilde geçiyorlardı.

Gün geçtikçe irâdem güçleniyordu.Birgün, namaz kılmak için abdest aldıktan sonra kulağıma bir şeyler fısıldanmaya başladı.Bana; "İnsanların uzaylılar tarafından yaratıldığı, hâşâ Allah'ın olmadığını, boş yere inandığımı..." söyledi. Ben de ona "Onun, insanların apaçık düşmanı olduğunu, beni yolumdan saptıramayacağını..." söyledim. O konuştuğum kişi, (bence) İblis'in ta kendisiydi.

O evden taşındıktan sonra, o evde yaşayan eski kirâcılar da doğaüstü şeyler yaşamışlar. Evden çıkma nedenleri de hep bu yüzdenmiş.

Evet, şu anda 24 yaşındayım. Namazımı kılıyorum; ama çok kâzâ yapıyorum. Yaşadığım doğaüstü olayların bana bir yararı da oldu. Artık nerde olurlarsa olsunlar, onları hissedebiliyorum. Onları göremiyorum; ama nerde durduklarını fark ediyorum. Şimdi de hayâtımdalar; ama çok nâdiren geliyorlar. Sadece uyurken yanıma gelip beni izliyorlar.Geldiklerinde zaten gözlerim Fâl taşı gibi açılıyor. Uyandığımı görünce kaçıyorlar. Şimdi irâdem, eskisinden daha güçlü.

Neyse, Size Tavsiyem;
  1. Adlarını anmayın.
  2. Gereğinden fazla bir şey düşünmeyin (Örneğin kız arkadaş veyâ erkek arkadaş)
  3. Yatmadan önce mutlaka duâ okumadan uyumayın.
  4. Nefesinizi kontrol edin.
  5. Kesinlikle onlardan korkmayın; onlar sizden korksun.
  6. Allah'ın varlığını hiçbir zaman unutmayın.
  7. Namazınızı kılın.



Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010   #9
  • Offline
  • Forumdan Uzaklaştırıldı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2008
Nerden
ANKARA
Yaş
31
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
126
770 Mesajına
1.228Teşekkür Aldı
  


Karabasan Deneyimi 8

Tavandan Kendimi Seyrettim

Arkadaşlar, çok uzun seneler önce başımdan geçmişti bu olay. Yaklaşık 19 yıl önce -o zamanlar ilkokul 3'e gidiyordum- hâlâ unutamadığım bu olayı sizinle paylaşayım dedim.

Okuldan eve gelmiştim. Evde kimse yoktu. Eve tek başıma girmeye o zamanlar hep korkardım. Asla tek başıma giremezdim. Anahtarımla kapıyı açar; okul önlüğümü, çantalarımı içeri atar; kapıyı hızlıca çeker ve koşarak oradan uzaklaşırdım. Bu hep böyle olurdu.
Arkadaşlarım, birgün durumu fark etti. Dolayısıyla başladılar dalga geçmeye, "korkak." "eve tek başına giremiyor." "korkak", "korkaaak", "korkaaaaaak", "ahahaha!" filan gibi. Bu durum karşısında eve girmeli ve onlara korkmadığımı ispatlamalıydım.Öyle de oldu. "Bakın, saçmalıyorsunuz. Şimdi gidip eve gireceğim ve size camdan 'hello' diyeceğim." dedim. "O zaman, korkmadığımı hepiniz göreceksiniz." diye de ekledim. Sonra, hiç korkmuyormuş gibi, sallana sallana eve doğru yürüdüm. Aslında "yusuf yusuf" oluyordum. Çok korkuyordum; ama insanların dilinden kurtulmalıydım.
Neyse. Kapıya geldim, anahtarımla kapıyı açtım. Korkudan orada yığılıp kalacak gibiydim. Kapıyı kapamamla korkum ikiye katlandı. Kendimi toparladım. Olmayan ve görünmeyen hayaletlerin, ruhların, perilerin, cinlerin arasından geçip cama koştum. Aşağıya bakıp, "Gördünüz mü lan, korkmuyorum işte düdükler!" gibi laflar söyledim. Onlar da bana, "korkudan evde uzun süre kalamayacağımı, hemen dışarı çıkacağımı, korkmuyormuş numarası yaptığımı" söylediler. Haklıydılar. Ben de; "Yok öyle bir şey! Kalırım!" dedim. Camı da kapatıp içeri gittim.TV'yi açtım. Bir yandan da ruhlar, ben görmeden üstüme çullanmasınlar diye sırtımı hep duvara veriyordum.
Aradan bir beş dakika filan geçti. Ben, korkudan evin köşesi olan bir yere geçip oradaki koltuğa uzandım. Vaktin geçmesini bekledim. Ama benim için bir dakika bile geçmiyordu. Çok korkuyordum. Bir tık çıksa avaz avaz bağırabilirdim. Vaktin geçmesi için uyumanın iyi bir fikir olduğuna karar verdim ve gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştım.
Sonra ne mi oldu? Başlıkta gördüğünüz o yazı oldu. Kendimi tavandan koltukta kendimi seyrederken buldum. Çok şaşırmıştım. Birden bütün korkularım gitti. Kendimi üstün,doğaüstü bir güç gibi hissettim. Ama yaklaşık üç-dört saniye içinde odada bir gariplik olduğunu gördüm. Gariplik, hemen yanımdaki koltukta oturan biriydi. Evet, korktuğum başıma gelmişti.Benim yattığım koltuğun hemen yanındaki koltukta birisi oturmuş, kabuklu fıstık yiyor ve TV seyrediyordu. Bu durum karşısında birdenbire çok korktum; ama onun sadece koltuktaki bedenimi gördüğünü, diğer ben olan ruhumu; yâni tavandaki beni görmediğini fark ettim.Öylece tavanda durdum. Hiç kıpırdamadım. Üç dakika kadar onu izledim. Tıpkı ablama benziyordu; ama daha farklıydı. Çok benziyordu; ama o değildi. Bunu bilebiliyordum. Târif etmesi zor. Nasıl desem, bir yaratık gibiydi. Homurdanıyordu sanki .Aklıma bir fikir geldi. Birden yüksek ses çıkarıp bağıra bağıra üzerine atlarsam benden korkar diye düşündüm .Düşündüğüm anda da kendimi yatakta bedenimde buldum. Direk sol tarafıma doru saldırarak bağırmaya başladım. Her şey, çok hızlı oldu. "İnşallah rüyadır!" diye düşündüm o kadar kısa zaman içerisinde; ama gözlerimi açıp onun olduğu yerdeki koltuğa atlayınca onun bir rüya olmadığını gördüm. Gerçekti. Yüz yüze, göz gözeydim. Ama artık olan olmuştu. Planımı tam olarak uygulamalıydım: Ondan korkmuyormuş gibi yapmalıydım. Bir nevi blöf aslında.
Hışım içerisinde, tıpkı bir manyak gibi gırtlağına sarıldım. O da ufak tefekti. Benim boylarımdaydı. Yere düştük ve boğuşmaya başladık. Beni üzerinden atıp içeriye koridora doğru kaçmaya başladı. Ben de hemen peşinden koştum. Bir yandan da "Aaaaaaaaaa!" diye delirmiş gibi bağırıyordum. Çok sinirli görünmeye çalışıyordum. Gözlerimden yaşlar geliyordu bir yandan korkudan .O, en sonunda kaçıp banyoya girdi. Ben de neredeyse tuttum tutacak gibiydim ki, kafamı banyo kapısına çarpıp yere düştüm. Benim için en ilginç olan kısmı burasıydı. Onu kovalarken, onun banyoya girdiğini gördüğümde, banyo kapısının bir değil de iki tane olduğunu gördüm. Yâni biri bildiğimiz banyonun kapısı, kapalı olarak yerindeydi. Diğeri ise hayalet bir kapı gibiydi; ama o kadar çabuk oldu ki, ben durumu idrâk edemedim. Kapıların açık mı kapalı mı olduğuna karar veremedim. "O geçiyorsa ben de geçerim" mantığıyla içeri girmek istedim peşinden.Sonrası mâlum... Yerde biraz baygın kalmışım.
Kendime geldiğimde hemen kapıyı açıp içeri girdim; ama hiç bir şey yoktu. Artık korkmuyordum. Hem zaten olanlar olmuştu. Daha ne olabilirdi ki? Kafamı sıvazlaya sıvazlaya içeri gittim. Aklıma fıstıklar geldi. Biz, o günlerde evde fıstık filan bulundurmuyorduk. Yani garip bir durum. O gördüğüm her kimse yada her neyse, kabuklu fıstık yiyordu. Hemen içeri koştum. Boğuşma sırasında kucağından yere dökülen bir sürü fıstık kabuğunu ev halkına delil olarak sunacaktım. Ama olay yerine geldiğimde, yerde ne bir kabuk ne de bir fıstık buldum. Anlıyacağınız o fıstıklar da benim dünyama ait fıstıklar değilmiş.
Simdi bana; "Deli." diyebilirsiniz. "Sen çok korkuyordun. O korkuların etkisiyle bu tür rüya ve hayallerin görülmesi ve yaşanması gayet normaldir." de diyebilirsiniz. Hatta; "O, aslında senin ablandır. Seni keklemiştir." de diyebilirsiniz. Ama ben, sunu iyi biliyorum: O ânı yaşadım ve asla unutmadım. Üzerinden On dokuz yıl geçti. Bir daha, o güne benzer hiç bir olay yaşamadım. Şu anda sabahın 6'sı. Bütün gecedir evimde tek başıma oturdum. Ne bir ruh geldi, ne de hayâlet. Gerçi, bâzen ben bile onun gerçek olmadığına inanmak istiyorum. "Hayâl görmüşümdür." diyorum. "Aslında öyle bir günü hiç yaşamadım, ben uyduruyorum." diyorum...



Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010   #10
  • Offline
  • Forumdan Uzaklaştırıldı
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Sep 2008
Nerden
ANKARA
Yaş
31
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
126
770 Mesajına
1.228Teşekkür Aldı
  


Karabasan Deneyimi 9

Ezan ve Karabasan

Birgün arkadaşımla oturup içerken ezan okunmaya başladı ve arkadaşım bundan rahatsız olup ezana saygısızlık etti. Bunun üzerine ben onu uyardım. Fakat o, devam etti. Ben de alkolün etkisiyle güldüm. Gece olup uykuya daldık. Garip bir rüya gördüm. Aynı yaşadığımız şeyleri... Oturmuş içip muhabbet ediyorduk ve bir anda her taraf karardı. Ezan sesi uzaklardan duyulmaya başladı ve ses birden boğuklaştı. Arkadaşım, yüzüme bakıp boğuk ve derin bir sesle ezan okuyordu. Çok korktum, uyandım. Bağırdım; fakat rüyâ hâlâ devam ediyordu ve o ezanı okumaya devam ediyordu. Aynı anda beni karanlık bir yere çekiyordu. Besmele çekip bildiğim sûreleri okudum ve aynı boğuk ses, "Gidiyorum!"
deyip kahkaha atarak uzaklaştı. O günden beri her ezan okunduğunda bu korkunç olay aklıma geliyor...



Facebook sayfamızı beğenin.
    
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bilgilendirme Turkhackteam.net/org
Sitemizde yer alan konular üyelerimiz tarafından açılmaktadır.
Bu konular yönetimimiz tarafından takip edilsede gözden kaçabilen telif hakkı olan veya mahkeme kararı çıkmış konular sitemizde bulunabilir. Bu tür konuları bize turkhackteamiletisim[at]gmail.com adresine mail atarak bildirdiğiniz takdirde en kısa sürede konular hakkında gerekli işlemler yapılacaktır.
Please Report Abuse, Harassment, Scamming, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to turkhackteamiletisim[at]gmail.com


Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük bir amacı elde etmek için belli başlı bir vasıtadır. (M.KEMAL ATATÜRK)




Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2013
Tema Desteği: www.tr-vBulletin.com



Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.