Turkhackteam.net/org - Turkish Hacking & Security Platform...  
Geri git   Turkhackteam.net/org - Turkish Hacking & Security Platform... >
THT TÜRKİYE
> Türkiye, Türklük ve Türk Tarihi

Türkiye, Türklük ve Türk Tarihi Yüce Türk Irkı ve Türk Tarihi...


Selçuklu Hanedanı

Türkiye, Türklük ve Türk Tarihi

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 11-03-2009   #1
  • Offline
  • Tuğgeneral
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Jul 2008
Nerden
Ötüken - Tanrı Dağları
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
235
286 Mesajına
475Teşekkür Aldı
  
Selçuklu Hanedanı





Sizin İçin Araştırdım. Selçuklu Hanedanında Bu Resimde Mavi Renkte Gösterilen Herkes'i Paylaşacağım. Teşekkürlerinizi Esirgemeyiniz.

Selçuklu Ve Sonrası



Facebook sayfamızı beğenin.
    



__________________
Ülkümüz Göklerde Dalgalanan Bir Sancak
Bizler Allah'ın Önünde Eğiliriz Ancak..!

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.

Konu cagri_ts tarafından (11-03-2009 Saat 19:21 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Selçuklu Ve Sonrası Eklentisi
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Bu üyeler cagri_ts nickli üyenin mesajına teşekkür etti.
qooqLe (16-03-2009), Serkanx_61 (16-03-2009), ßy_MaRs (16-03-2009)
Alt 11-03-2009   #2
  • Offline
  • Tuğgeneral
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Jul 2008
Nerden
Ötüken - Tanrı Dağları
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
235
286 Mesajına
475Teşekkür Aldı
  


Selçuk Bey, (Saldschūq bin Duqāq) Büyük Selçuklu Devleti'ne adını veren kişidir.
Aral Gölü'yle Hazar Denizi arasındaki topraklara hakim olan Oğuz Türkleri'nin Kınık boyundandır.
Babası öldükten sonra onun yerine 18 yaşındayken subaşı oldu.Genç yaşına rağmen kısa zamanda yüksek mevkilere ulaştı. Selçuk Bey yönetimindeki Oğuz Türkleri İslamiyet'i kabul etti. Bu durum, Selçuk Bey ve Yabgu'nun arasını açtı. Selçuk Bey, "Müslümanlar, gayrimüslimlere haraç vermez' diyerek, Yabgu'nun haraç memurlarını kovdu ve bağımsızlığını ilan etti.
Daha sonra çevresindeki gayrimüslimlere karşı cihada başladı.Karahanlılar ve Samaniler'le dostluklar kurarak gücünü artırdı. Selçuk Bey'in bağımsızlığını ilan etmesi, Yabgu'ya karşı direnmesi ve cihada girişmesi, bölgede itibarını giderek artırdı.Kısa zamanda Yabgu'ya karşı olan Türk beylerini etrafında toplamaya başladı. Böylece, Maveraünnehir'de üstünlük sağlayan Selçuk Bey, Müslüman olan Samaniler'le anlaşarak, Buhara yakınlarındaki Nur (Nurata) kasabasına yerleşti.
Kendi oğullarıyla birlikte, Büyük Selçuklu Devleti'nin temellerini atan Selçuk Bey, 1038 yılında vefat etti.

Ayrıca :



Selçuk Bey'e ait olduğu düşünülen ve İran'da bulunan bir heykelin kafası. New York Sanat Müzesinde sergilenmektedir.



Facebook sayfamızı beğenin.
    



__________________
Ülkümüz Göklerde Dalgalanan Bir Sancak
Bizler Allah'ın Önünde Eğiliriz Ancak..!

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Bu üyeler cagri_ts nickli üyenin mesajına teşekkür etti.
qooqLe (16-03-2009), ßy_MaRs (16-03-2009)
Alt 11-03-2009   #3
  • Offline
  • Tuğgeneral
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Jul 2008
Nerden
Ötüken - Tanrı Dağları
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
235
286 Mesajına
475Teşekkür Aldı
  


Arslan (ارسلا) Bin Selçuk, Selçuklu hanedanının atası olan Selçuk’un büyük oğludur (ö. 423/1032). Anadolu Selçuklu Devleti’ni kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın dedesidir.
Bazı kaynaklarda kendisinden İsrail (Yabgu) olarak bahsedilmekle birlikte daha çok Türkçe adı Arslan Yabgu ile şöhret bulan bu Selçuklu beyi, ilk defa Karahanlılar’la Samaniler arasındaki mücadelede dikkatleri üzerine çeker. 922 yılında Karahanlı hükümdarı Buğra Han Harun bin İlig Han Samani topraklarının bir kısmını işgal edince dönemin Samani hükümdarı II.Nuh, Selçuk’tan yardım ister. O da bu çağrının akabinde oğlu Arslan kumandasındaki bir orduyu yardım için Samanilere gönderir. Arslan’ın yardımıyla Samaniler Karahanlılar’ı mağlup eder. Bu vesileyle Buhara ile Semerkant arasında yer alan Nur kasabası bölgesi Selçuklular’a yurt olarak verilir.
999 yılında Karahanlılar’ın Samanilere ait Buhara’yı almasıyla Samaniler Devleti fiilen sona ermiş oldu. Bu hadise Arslan’ın ve ona bağlı Türkmenler’in nüfuz ve itibarını daha da arttırdı. Karahanlılar’ın elinden kaçmayı başaran Samani şehzadesi Ebu İbrahim el-Müntasır, Arslan’dan yardım istemek durumunda kaldı. Birlikte, 1003 yılında Semerkant’a gelerek Karahanlı Subaşı Tegin’i bozguna uğrattılar. Akabinde İlig Han Nasr’ı mağlup ettikleri gibi ertesi yıl da Karahanlılar’a karşı aynı zaferi tekrarladılar.
1009 yılında Selçuk’un Cend kentinde ölmesi üzerine; Arslan Yabgu unvanını alarak ailenin başına geçer. 1012 yılında Karahanlı hükümdarı İlig Han Nasr’ın ölümü üzerine, aynı aileye mensup olan Ali Tegin ile bir anlaşma yapar. Anlaşmaya karşı çıkan Karahanlı aile mensuplarını bozguna uğratır ve 1020-1021 yılları arasında Buhara’da hakimiyet elde eder.
Tüm bunlar üzerine gerçek bir endişe kapılan zamanın Karahanlı hükümdarı Yusuf Kadir Han ve Gazneli Sultanı Mahmud 1025 yılında Maveraünnehir mülakatında bulunur. Bu mülakat sonucunda, Arslan Yabgu idaresindeki Selçuklulara gerekli tedbirleri alarak, bu insanları Türkistan ve Maveraünnehir’den uzaklaştırıp Horasan’a sürmeyi kararlaştırılır. Bu ittifaka kuvvet yettiremeyeceğini bilen Arslan Yabgu müttefiki Ali Tegin ile çöllere çekilir.
Gazneli Mahmud, “mertliği, savaşçılığı ve yıldırım hızıyla düşman üzerine saldırması gibi meziyetleri sebebiyle herkesin çekindiği” Arslan Yabgu’yu yakalamak için hileye başvurur. 1025 yılında bir ziyafet için Semerkant’a çağırdığı Arslan Yabgu’yu oğlu Kutalmış ve birtakım arkadaşlarıyla birlikte yakalayarak Kalincar Kalesi’ne hapseder. Ona bağlı birçok Türkmen Gazneli Mahmud tarafından öldürülür, geride kalmış olanlar da lidersiz bir şekilde dağılmak durumunda kalırlar.
1030 yılına gelindiğinde Selçuklu ailesinde Arslan Yabgu’nun tevkifiyle ön plana çıkan Tuğrul Bey ve Çağrı Bey Gazneli Mahmud’un ölümüyle başa geçen oğlu Sultan Mesud’tan Arslan Yabgu’nun serbest bırakılmasını isterler. Aynı mesajla kendisine itaat edeceklerinin mesajını da ileten Tuğrul ve Çağrı beylerin teklifi üzerine Sultan Mesud Arslan Yabgu’yu Belh’e getirir. Ondan yeğenlerine bozgunculuktan vazgeçmelerini söylemesini emreder. Arslan Yabgu da Tuğrul Bey, Çağrı Bey ve Musa Yabgu’ya haber göndererek Sultan Mesud’un buyruğunu iletir. Ayrıca elçiye bir “biz” (dikiş aleti) vermelerini ister. Elçi mesajı ileterek; mesaj mahiyetindeki “biz”i teslim edince onlar yeniden karışıklık çıkarmaya başlar. Bunun üzerine Sultan Mesud, Arslan Yabgu’yu yeniden hapse attırır.
Türkmenler’in Arslan Yabgu’yu kurtarma teşebbüslerine karşın hapishaneden kurtulamaz. Bir tek oğlu Kutalmış bir fırsatını bulup hapishaneden kaçarak Buhara’ya döner.
Arslan Yabgu yedi sene kaldığı hapishanede vefat eder.



Facebook sayfamızı beğenin.
    



__________________
Ülkümüz Göklerde Dalgalanan Bir Sancak
Bizler Allah'ın Önünde Eğiliriz Ancak..!

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Bu üyeler cagri_ts nickli üyenin mesajına teşekkür etti.
qooqLe (16-03-2009), ßy_MaRs (16-03-2009)
Alt 11-03-2009   #4
  • Offline
  • Tuğgeneral
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Jul 2008
Nerden
Ötüken - Tanrı Dağları
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
235
286 Mesajına
475Teşekkür Aldı
  


Kutalmış tam adıyla Ümeyr bin Şuyyim bin Amr Arslan Yabgu bin Kutalmış' (ö. 1077) Babası Arslan Yabgu'dur. Selçuklu sultanı Tuğrul Bey'in amcaoğludur. Kendisi sonradan Tuğrul Bey'e isyan etmiştir. Oğlu Kutalmışoğlu Süleyman Şah Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurmuştur.
“Mutluluk almış”, bunun yanında “mübarek, uğurlu” manasında bir isim olan Kutalmış, kaynaklardaki yazılışlarına göre “Kutulmuş, Kutlamış” gibi şekillerde de okunabilmektedir.

Gazneliler’in dönem hükümdarı Gazneli Mahmud’un yakalattığı Kutalmış, babası Arslan Yabgu ve kendi arkadaşlarıyla birlikte Hindistan’daki Kalincar Kalesi’ne hapsedilir. Kutalmış, bir yolunu bulup Kalincar Kalesi’nden kaçarak Buhara’ya döner ve babasını kurtarmak için emrindeki Oğuzlarla harekete geçer. Yedi yıl sürecek olan bu çabaların başarısız olup Arslan Yabgu’nun zindandaki ölümü üzerine Kutalmış, amcazadeleri Tuğrul Bey ve Çağrı Bey’lerle işbirliği yapma yoluna gider.
1040 yılında Gazneliler’e karşı Dandanakan Savaşı’na katılmanın ardından kazanılan zafer akabininde alınan kurultay kararları sonucunda Curcan ve Damgan şehirlerinin fethiyle görevlendirilir. Tuğrul Bey’in bu dönemde Irak’ı himaye altına almasının ardından Kutalmış, Azerbaycan ve İrminiye bölgelerinin fethine memur edilir. Kendisine verilen görevlerin başarıyla yerine getirilmesinin yanında hicri 437 yılında (1045-46) Bizanslılar’ın Arran’daki Debil şehrine yaptıkları saldırıyı geri püskürtür. Ertesi yıl da Şeddadoğulları’na ait Gence şehrini kuşatmasına rağmen alamaz.
1048 yılında, Tuğrul Bey, bundan evvelki yılda pusuya düşürülerek öldürülen amcası Musa Yabgu’nun oğlu Hasan Bey’in öcünün alınması adına, Kutalmış’ı ve bir diğer amcası olan Yusuf Yinal’in oğlu olan İbrahim Yınal’ı tayin eder. Bizans ile Türkler arasındaki ilk ciddi savaş bu sayede gerçekleşmiş olur. Selçuklu kuvvetleriyle Kailkala’yı (Erzurum)’u alıp yağmaladıktan sonra, Pasinler Ovası’nda Bizans kuvvetleriyle çatışmaya girilip; galip ayrılınır. Bunun yanında Pasinler Savaşı’nda esir alınan Gürcü Kralı Liparit’in serbest bırakılması, Konstantinapol’de yıkık bir caminin onarılması ve burada Tuğrul Bey adına hutbe okutulması şartına bağlanır. Hicri 445 yılında da Kutalmış, kuvvetleriyle Kars’a hücum edip; Kars’ta bulunan herkesi öldürtür.
Hicri 447 (1055) yılı geldiğinde Tuğrul Bey’in halife tarafından Bağdat’a davetine icap etmek üzere giderken yanında Kutalmış da bulunur. Bu esnada, Bağdat’ın kontrolüne hakim olan Büveyhiler’in Türk asıllı kumandanı ve şehrin askeri valisi Arslan el-Besasiri, emrindeki Türk kuvvetiyle şehri terk ederek Selçuklu hakimiyetindeki Musul kentine doğru harekete geçer. Bunun üzerine Tuğrul Bey, Musul Emiri Kureyş’in kuvvetlerini desteklemek üzere Kutalmış’ı bölgeye gönderir. Kutalmış, Kureyş ile buluşup Arslan el-Besasiri’nin üzerine yürüse de; Sincar civarında 1057 yılında yapılan savaşta kuvvetleriyle yenilir. Akabinde Sincarlılar’ı ölü Türk askerlerine uyguladıkları vahşetlerden ötürü cezalandırmak isteyen Tuğrul Bey Musul’a gelir. Sincar’ın ve Musul’un idaresini temin ettikten sonra yönetimi İbrahim Yınal’a vererek Kutalmış’ı yanına alır ve Bağdat’a geri döner. Halife tarafından 1058 yılında Tuğrul Bey’in “Doğu’nun ve Batı’nın Hükümdarı” ilan edildiği törende Kutalmış da hazır bulunur.Hicri 447 (1055) yılı geldiğinde Tuğrul Bey’in halife tarafından Bağdat’a davetine icap etmek üzere giderken yanında Kutalmış da bulunur. Bu esnada, Bağdat’ın kontrolüne hakim olan Büveyhiler’in Türk asıllı kumandanı ve şehrin askeri valisi Arslan el-Besasiri, emrindeki Türk kuvvetiyle şehri terk ederek Selçuklu hakimiyetindeki Musul kentine doğru harekete geçer. Bunun üzerine Tuğrul Bey, Musul Emiri Kureyş’in kuvvetlerini desteklemek üzere Kutalmış’ı bölgeye gönderir. Kutalmış, Kureyş ile buluşup Arslan el-Besasiri’nin üzerine yürüse de; Sincar civarında 1057 yılında yapılan savaşta kuvvetleriyle yenilir. Akabinde Sincarlılar’ı ölü Türk askerlerine uyguladıkları vahşetlerden ötürü cezalandırmak isteyen Tuğrul Bey Musul’a gelir. Sincar’ın ve Musul’un idaresini temin ettikten sonra yönetimi İbrahim Yınal’a vererek Kutalmış’ı yanına alır ve Bağdat’a geri döner. Halife tarafından 1058 yılında Tuğrul Bey’in “Doğu’nun ve Batı’nın Hükümdarı” ilan edildiği törende Kutalmış da hazır bulunur.

1061 yılı geldiğinde ise kaynakların belirtmediği bir sebep yüzünden Kutalmış Tuğrul Bey’e isyan ederek Damgan yakınlarındaki Girdkuh Kalesi’ne kapanır. İsyanın sebebi olarak Tuğrul Bey’in evlenmiş olduğu Çağrı Bey’in dul kalan eşinden olan oğlu Süleyman’ı veliaht ilan etmesi gösterilebilir. Bunun nedeni olarak, Kutalmış, babasının diğer kardeşlerinden yaşça daha büyük olduğunu ve Gazneliler’in eline düşmeden evvel Oğuzlar’ın başında babası bulunduğu için tahtın kendi hakkı olduğunu söylüyordu. Tuğrul Bey, Kutalmış’ın üzerine asker gönderdiyse de mağlup olur. Bunun üzerine Girdkuh Kalesi’ni bizzat kuşatır; fakat bunun da başarısız olması karşısında Vezir Amidülmülk el-Kündüri’yi görevlendirir. Bir süre sonra barış görüşmeleri başlar ve Kutalmış çeşitli şartlar öne sürer:
Sultan kendisine bir kötülük yapmayacağına dair talak üzerine yemin edecek
Ayaklanmasından ötürü kendisinden tazminat istenmeyecek
Süleyman’ın kız kardeşiyle evlenme isteğine karşı çıkılmayacak
Yönetimine çok gelirli bir vilayet verilecekti.
Bu şartlardan üçünün kabul edilmesine rağmen, talak üzerine yeminin Sultan’a kimse tarafından söylenmeye cesaret edilemeyeceği belirtilir. Kutalmış’ın bu madde üzerinde ısrarcı tutumu müzakerelerin kesilmesine neden olur. Akabinde Tuğrul Bey, Amidülmülk kuşatmayı sürdürürken Rey kentinde 1063’te vefat eder.
Tuğrul Bey’in ölümü sonucunda Vezir Amidülmülk el-Kündüri başkente geri döner. Bu esnada Kutalmış kaleden ayrılarak Hemedan-Rey kentleri arasında yaşayan Türkmenlerin yanına giderek onların büyük bir kısmını hizmetine alır. Aynı zamanda Kutalmış’ın kardeşi Resul Tegin de ona katılır ve kendisini Rey üzerine yürümeye teşvik eder. Nihayetinde Kutalmış 50.000 kişilik bir orduyla Rey üzerine harekete başlar. Vezir Amidülmülk, bu zaman sırasında Alparslan’ın da saltanı ele geçirmek için Rey’e doğru hareket etmekte olduğunu duyunca; şehirde Süleyman yerine Alparslan adına hutbe okutmaya karar verir.
Vezir Amidülmülk’ün Kutalmış üzerine gönderdiği bir ordu, bu esnada başarısızca savaşı kaybeder. 1063 yılının Kasım ayında Rey’i kuşatmaya alan Kutalmış, Alparslan’ın öncü kumandanı Hacip Erdem’in Damgan’a ulaştığını öğrenince şehrin önünde ayrılır ve Damgan’a doğru harekete geçmeye başlar. Kutalmış, bu yolculuk sırasında Dihinemek denilen bir mevkide kuvvetlerini dağıtır ve falcıların savaş gününü uğursuz bulmaları nedeniyle birkaç on kilometre uzaklığa kadar gelmiş olan Alparslan’ın yolunu kesmek için akarsuların yönünü Alparslan’ın yolu üstündeki çorak bir tuz vadisine çevirir. Amacı burayı bir bataklık haline getirip Alparslan’ın kuvvetlerinin üzerine gelmesini engellemek olmuşsa da, Kutalmış umduğunu bulamaz. Bataklığı geçen Alparslan’ın ordusu Kutalmış’ın ordusuyla karşılaşır. Kutalmış’ın ordusunun yenilgi almasının yanında, Kutalmış’ın kardeşi Resul Tegin ve oğlu Süleyman Şah, kumandanlarıyla beraber esir alınır. Kurtulan Kutalmış, savaş alanında dağılan ordusundan geriye kalanları Girdkuh Kalesi mevzilerine çekmeye çalışırken bir rivayete göre kayalık bir bölgede atından düşerek öldü. Sığınmış olduğu bir ağılda da bulunduğu söylenir.
Bütün bu olanların ardından Alparslan Kutalmış’ın ölümüne çok üzülerek ağlar ve onun için matem tutar. Kutalmış’ın naaşı Rey kentine getirilerek 1063 yılının Aralık ayında Tuğrul Bey’in türbesine gömülür.

Kutalmış’ın hocası olan kişi Selçuklu ailesinin muallimi olarak nitelendirilen Türkmen Danişmend Ali Taylu’dur. Aslen Buharalı olan bu Türkmen aynı zamanda Kutalmış Bey’in kayınpederidir.
Süryani tarihçi Ebu'l'Ferec, Danişmend Ali Taylu’nun oğlu ve Danişmentliler'nin kurucusu Melik Ahmed Gazi'den Anadolu Selçuklu Devleti kurucusu Süleyman Şah'ın dayısı diye söz ederken bu gerçeği dile getirmiş gözükmektedir.
Yukarıdaki isme ek olarak, Kutalmış Bey ile Vezir Kündürî arasındaki ilişkinin beraberce düşünülmesi Kutalmış Bey’in yaşam görüşü ve dini inançları hakkında yorum getirilmesine imkân tanır. Kutalmış Bey, Kündürî gibi Mutezile mezhebindendir. Eş'ari mezhebinden olan İbnü’l- Esir’in Kutalmış Bey hakkında vermiş olduğu bilgileri bu durumu teyit etmektedir:
Şaşılacak şeydir ki Kutalmış, astronomi ilmini çok iyi biliyordu. Bundan başka felsefe geleneği ile ilgili bilimleri de biliyordu. Kendisinden sonra oğulları ve ahfadı da felsefe geleneğinden gelen ilimleri öğrenmeye devam ettiler. Ve bu alanda isim yapmış olan bilim adamlarını himayelerine aldılar. Bu durum onların dini inançlarında pürüz meydana getirdi.



Facebook sayfamızı beğenin.
    



__________________
Ülkümüz Göklerde Dalgalanan Bir Sancak
Bizler Allah'ın Önünde Eğiliriz Ancak..!

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Bu üyeler cagri_ts nickli üyenin mesajına teşekkür etti.
qooqLe (16-03-2009), ßy_MaRs (16-03-2009)
Alt 11-03-2009   #5
  • Offline
  • Tuğgeneral
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Jul 2008
Nerden
Ötüken - Tanrı Dağları
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
235
286 Mesajına
475Teşekkür Aldı
  


Adaşım Çağrı Bey, (990-1060) Oğuz Türkleri Kınık boyundan Selçuklu hükümdarı Mikail'in oğlu Tuğrul Bey'in kardeşi ve Selçuk (Saldschūq bin Duqāq) Beyin torunudur.

Çağrı ismi o zamanlar sık kullanılan Türkçe'de harfi harfine Doğan veya Boz doğan anlamına gelir.[1][2] Divân-ı Lügati't-Türk'de çagrı: doğan kuşu, çakır kuşu anlamında yazılmıştır.

- Clauson, p. 410.
-Çağrı: 1. Birini çağırma, davet. 2. Doğan, çakır kuşu. 3. Rütbe, unvan, san.TDK Kişi Adları Sözlüğü.

Çağrı Bey diğer Türk boyları arasındaki düşmanlık ve halkın baskısı sonucunda Maveraünnehir bölgesinden Horasana göç etmiştir. Horasan o zamanlar Gazne Devleti'nin bir parçasıydı. Tuğrul Bey'le devleti ortak yönetmişlerdir. Horasan Melikliği yapmıştır. Bizans'ın kaleleri olan Vaspurakan ve Ani kalelerine karşı sefer düzenleyerek büyük kazanç sağladı. 1035 yılında Gazneli hükümdarı I. Mesut üstüne yapılan seferde Mesut yenildi. Bir antlaşma yapıldıysa da buna uymayan Mesut'u Çağrı Bey yendi ve 1037 yılında Merv şehrini ele geçirdi. 1040 yılında Dandanakan Savaşı yapıldı. Çağrı Bey komutasındaki Selçuklular Gaznelileri yendiler ve böylece bu savaş Selçukluların devlet olmasında büyük rol oynadı. Çağrı Bey egemenlik alanını ikiye bölüp kardeşi ile paylaşmış, günümüz Irak'a kadar uzanan batı bölümünü Tuğrul Bey, doğu bölümünü (Horasan) de kendisi yönetmiştir. Çağrı Bey kardeşi Tuğrul Bey'le her zaman iyi ilişki kurmuşlar, Çağrı Bey, Tuğrul Beye karşın bir kaç evlad geriye bırakmıştır. Tuğrul Bey, 1056 yılında Bağdat'da hüküm süren Şii Büveyhoğulları devletine son vermiş batıya doğru topraklarını genişletmiştir. Büveyhoğulları tarafından baskı altında tutulan Sunni Halifeler Selçukluları kutlamışlar. Halife Kaim (Arapça: القائم بأمر الله‎, al-Qāʾim bi-amri 'llāh), Tuğrul Bey'e Ruknu ʾd-daula (Hanedan desteği), Maliku ʾl-maschriq wa-ʾl-maghrib (Doğu'nun ve Batı'nın Hükümdarı) ve Sultan ünvanını vermiştir. Öbür Türk boylarıyla akrabalıklar kurdu (Mesela oğlunu Kıpçak hükümdarının kızıyla evlendirmesi gibi.). 1059'da Tuğrul Bey'e karşı ayaklanan kuzeni İbrahim Yınal'ın ayaklanmasını bastırdı. 1060'ta hastalanarak Serahs (İpek Yolunda Nişabur ile Merv arasındaki önemli bir vaha) adı verilen yerde vefat etti.
Anadolu'ya ilk defa akın yapan Türk komutanlarındandır. Türk tarihine ve kültürüne baktığımızda, Türk devletlerinin yükselmesinde ve gelişmesinde zaman zaman birtakım liderlerin ön plana çıktıklarını görürüz. Mesela Bumin Kağan ve İstemi Kağan, Bilge ile Köl Tigin, daha sonraları Tuğrul Bey ve Çağrı Bey gibi.

Ayrıntılar

Tam adı Çağrı Beg Davud (Čaghrī Beg Dāwūd)
Doğumu 989
Ölümü 16. Temmuz 1060
Önce gelen Mikail
Sonra gelen 2. Alparslan ve Kavurd Beg
Babası Mikail



Merv 1040, Dandanakan Savaşı



Facebook sayfamızı beğenin.
    



__________________
Ülkümüz Göklerde Dalgalanan Bir Sancak
Bizler Allah'ın Önünde Eğiliriz Ancak..!

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Bu üyeler cagri_ts nickli üyenin mesajına teşekkür etti.
qooqLe (16-03-2009), ßy_MaRs (16-03-2009)
Alt 11-03-2009   #6
  • Offline
  • Tuğgeneral
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Jul 2008
Nerden
Ötüken - Tanrı Dağları
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
235
286 Mesajına
475Teşekkür Aldı
  


Tuğrul Bey ya da Toğrül, Tuğril veya Toghrïl Beg, (Arapça: طغرل بك; Farsça: طغرل بیک) (d. 990 - ö. 4 Eylül 1063) Büyük Selçuklu Devleti'nin kurucusu ve ilk hükümdarıdır.

Togrıl ismi o zamanlar sık kullanılan Türkçe'de Kızıl çaylak (Milvus milvus) anlamına gelir.

Kardeşi Çağrı Bey'dir. Oğuzların Kınık boyundan Selçuk Beyin torunudur. Babası Mikail, gazâ akınında şehit düşünce, dedesi Selçuk’un yanında büyüdü. Çocukluğu Cend’de geçti. 1016 yılında Selçukluların başına geçti.
1028-1029 yılları arasında kardeşiyle birlikte Merv ve Nişabur kentlerini ele geçirdi. Buhara ve Balh kentlerine seferler düzenledi. 1038 yılında Nişabur'da kendini sultan ilan etti. 1040 yılında Gaznelilerle yaptığı Dandanakan Savaşı'nı kazanarak Gazne Devleti'ne karşı Selçukluların üstünlüğünü sağladı. Kardeşi Çağrı Bey'i Horasan valisi tayin eden Tuğrul Bey İran'ın büyük bir bölümünü ele geçirdi ve Selçuklu topraklarını Anadolu'ya kadar uzandırdı. 1060 yılında Fatimilerin eline geçmiş olan Bağdat'ı ele geçirdi. Abbasi halifesi Kaim'in tekrar Bağdat'a dönmesini sağlayan Tuğrul Bey halifenin kızıyla evlendi. Halife Kaim (Arapça: القائم بأمر الله‎, al-Qāʾim bi-amri 'llāh), Tuğrul Bey'e Sultan, Ruknu ʾd-daula ve Maliku ʾl-maschriq wa-ʾl-maghrib ünvanı verip "Doğu'nun ve Batı'nın Sultanı" ilan etti.[2]
Türk tarihine ve kültürüne baktığımızda, Türk devletlerinin yükselmesinde ve gelişmesinde zaman zaman birtakım liderlerin ön plana çıktıklarını görürüz. Mesela Bumin Kağan ve İstemi Kağan, Bilge ile Köl Tigin, daha sonraları Tuğrul Bey ve Çağrı Bey gibi.
Tuğrul Bey 4 Eylül 1063 tarihinde çocuksuz olarak İran'ın Rey kentinde vefat etmiş, yerine yeğeni Alp Arslan geçmiştir.
Doğan Avcıoğlu’nun Türklerin Tarihi kitabında yazdığına göre, Prof. Altan Köymen, "Tuğrul Bey’in, Kürt, Arap, İranlı, Deylemli vs. 26 vasal Atabeyi bulunduğunu" hesaplamıştır.

Ayrıntılar

Tam adı Tuğrul Bey (Tughrul bin Mikail)
Doğumu 990
Ölümü 4. Eylül 1063
Önce gelen Mikail
Sonra gelen yeğeni 2. Alparslan ve Kavurd Beg
Babası Mikail



Tuğrul Bey'in Rey kentindeki türbesi



Facebook sayfamızı beğenin.
    



__________________
Ülkümüz Göklerde Dalgalanan Bir Sancak
Bizler Allah'ın Önünde Eğiliriz Ancak..!

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Bu üyeler cagri_ts nickli üyenin mesajına teşekkür etti.
qooqLe (16-03-2009), ßy_MaRs (16-03-2009)
Alt 11-03-2009   #7
  • Offline
  • Tuğgeneral
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Jul 2008
Nerden
Ötüken - Tanrı Dağları
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
235
286 Mesajına
475Teşekkür Aldı
  


Tarihi kayıtlarda bazen Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'in dedesi Süleyman Şah ile karıştırılır.

Kutalmışoğlu Süleyman Şah (ö. 1086), Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusudur. Selçuklu soyundan gelmekteydi ve Büyük Selçuklu kumandanıydı.
Süleyman Şah'in babası Kutalmış Selçuk Sultanı Tuğrul Bey ile Çağrı Bey'in amcaoğluydu. Kutalmış önce Tuğrul Bey'e karşı isyan etmiş; sonra Büyük Selçuklu Sultanlığı tahtına geçen Alparslan'ın sultanlığını kabul etmemiş ve onun ile başarısız bir çatışmaya girişmişti. Kutalmış 1064de ölünce (Süleyman Şah dahil) dört oğlu o zamanlar Büyük Selçuk Sultanlığı sınırları dışında kalan fakat göçebe Türkmen boylarının yerleşmeye başladıkları bir bölge olan Anadolu'da Toros Dağları yöresine kaçmışlar ve Anadolu'ya yeni gelip yerleşen Türkmen boyları arasında yaşamaya başlamışlardır. Burada da Alparslan'in devamlı baskısı altında kalmışlar ve Alparslan'in zaman zaman akıncı birlikleri göndererek tahtını tehdit edebilecek olan kardeşleri bertaraf etmeye çalışmıştır. Dört kardeşten en son Süleyman Şah hayatta kalmıştır.
Alparslan'ın 1071 Malazgirt Savaşı galibiyetinden sonra giderek daha çok sayıda Türkmen göçmen boyları Anadolu'ya girip yerleşmeye başlamış ve Süleyman Şah bu Türkmenlerin liderliğini ele geçirmeyi başarmıştır. 1073de Süleyman Şah Büyük Selçuk devleti hükümdarı Melikşah tarafından Büyük Selçuk Sultanlığı'na bağımlı Sultan-ı Rum (yani Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarı) olarak tayin edilmiştir. Bizans sınırlarında idaresini kuran Süleyman Şah, Bizans'lılarla bazan savaş yaparak bazan Bizans isyancılarına yardım ederek hükmü altındaki toprakların sınırlarını büyütmeyi başarmıştır. 1075de Bizans İmparatorluğu'nun Anadolu'da bulunan önemli şehirlerinden İznik (Nicaea) ile İzmit (Nicomedia)'i eline geçirmiş ve Güney Marmara bölgesine tamamen hakim olmuştur. Ayrıca Çanakkale boğazından geçen gemilerden vergi almaya başlamıştır. 1077de ülkesinin özerkliğini ilan edip İznik merkezli bağımsız bir devlet olarak Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurmuştur.
1078de Süleyman Şah Bizans İmparatoru VII. Mikhail Dukas'la Bizans tahtını eline geçirmek üzere isyan eden Anatolikon Theması vali-generali Nikeforus Botaeiates'e karşı askerî yardım anlaşması yapmıştır. Fakat Süleyman Şah ordusu ile İznik ile Kütahya arasında Nikeforus Botaeiates ile karşılaşınca asi generalin sağladığı daha uygun şartlar nedeniyle taraf değiştirip Nikeforus Botaeiates'a askeri yardım sağlamış ve onun III. Nikeforus ismi ile Bizans İmparatoru olmasına önayak olmuştur. Bu yardım dolayısıyla Bizanslılar göçmen Türkmenlerin Anadolu'da ta Boğaz kıyılarına kadar gelip yerleşmelerini kabul etmişlerdir. 1080 Süleyman Şah bir diğer Bizans tahtına geçmek isteyen, bu sefer başarısız, isyancıya (Nikephoros Melissenos)'a yardım etmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti'nin hızlı bir biçimde büyümesinden çekinen Bizans İmparatorluğu, (Balkanlardaki karışıklığın etkisiyle de) Anadolu Selçuklu Devleti ile bir antlaşma yapmış ve bu antlaşmaya göre Bizans Anadolu Selçuklu Devleti'ne yıllık tazminat ödemeyi kabul etmiştir.
Süleyman Şah Bizans'la yaptığı bu antlaşma sonucu batı sınırını güvenceye almıştır. Yakın akrabası ve veziri Ebu'l-Kasım'ı İznik'te idareci olarak bırakan Süleyman Şah, doğu sınırlarını genişletme planları ile 1084de Çukurova (Kilikya)'ya (ve belki de Suriye üzerine) bir sefere çıkmıştır. Bu sefer sonucu Tarsus, Adana ve Antakya'yı devletinin sınırlarına katmıştır.
Fakat İran merkezli Büyük Selçuklu devletinin Suriye'de (bir bakıma özerk) emiri olan Ebu Said Tajuldevla Tutuş bu seferin kendi egemenliği altında olan Süriye üzerine yöneleceğini kuşkusuyla, Süleyman Şah'a karşı çıkmıştır. Her ikisi de Selçuk emiri olan bu iki taraf arasındaki askeri çekişmeye başkenti İsfehan'da bulunan Melikşah'ın bir bağlantısı olup olmadığı daha belgelenmemiştir; ama bazı tarihçiler Tutuş'un Melikşah emirleriyle hareket ettiğini bildirmektedirler. Gerçekten Süleyman Şah Antakya'yı ele geçirdikten sonra bütün Suriye'ye sahip olma amacıyla Halep'i kuşatmıştır. Kentin valisi olan İbn-i Huteyti, Tutuş'tan yardım istemiş; Tutuş yanına Selçukluların yetenekli kumandanlarından Artuk Bey'i (Artuklu Beyliği'nin kurucusu) alarak 4 Haziran 1086 tarihinde Halep yakınlarında Ayn Seylem Savaşı'nda Süleyman Şah'la karşılaşmıştır. Süleyman Şah bu savaşta mağlup düşerek yaşamını kaybetmiştir.
Süleyman Şah'ın ölümünden sonra, Süleyman Şah'ın oğulları, Kılıçarslan ve Kulan Arslan, esir olarak Büyük Selçuk Sultanı Melikşah'ın başkenti olan İsfehan'a gönderilmiştir. Bu gerçek Süleyman Şah ile Tutuş arasındaki askeri çatışmaya Melikşah'in bir katkısı olduğuna bir ipuçu olarak yorumlanmaktadır. Anadolu Selçuklu Devleti bu nedenle 1086-1092 yılları arasında hükümdarsız geçen bir "fetret dönemi" yaşamış; ve ülkeyi vezir Ebu'l-Kasım yönetmeye çalışmıştır.
1092de Melikşah'ın ölümü üzerine serbest bırakılan I. Kılıçarslan Anadoluya gelerek devletin başına geçmiştir.



Facebook sayfamızı beğenin.
    



__________________
Ülkümüz Göklerde Dalgalanan Bir Sancak
Bizler Allah'ın Önünde Eğiliriz Ancak..!

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Bu üyeler cagri_ts nickli üyenin mesajına teşekkür etti.
qooqLe (16-03-2009), ßy_MaRs (16-03-2009)
Alt 11-03-2009   #8
  • Offline
  • Tuğgeneral
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Jul 2008
Nerden
Ötüken - Tanrı Dağları
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
235
286 Mesajına
475Teşekkür Aldı
  


Alp Arslan, (ʿAdud ad-Daula Abu Shudschaʿ Muhammad bin Da'ud Chaghri) Selçuk Türkleri'nin ikinci sultanı (1029 - 15 Aralık, 1072). Alp Arslan, Türklerin Ortaasya'dan Anadolu'ya gelişlerini yöneten askeri komutan ve hükümdardır. Gerçek adı Muhammed olduğu halde daha çok ünvanı olan Alp Arslan adıyla tanınmaktadır.

Selçuklu Devleti'nin kurucularından Horasan Valisi Çağrı Bey'in oğlu ve Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey´in yeğeni olan Alp Arslan, bu devletin kuruluş dönemindeki güç koşullarda yetişti. Doğum tarihini çeşitli kaynaklar 1029 ile 1032 yılları arasında gösterir. Tarih yazarlarının çok yiğit bir savaşcı olarak tanımladıkları hükümdar çok küçük yaşta ata binip ok atmayı öğrendi. İlk gençlik yıllarında katıldığı savaşlardaki başarısıyla dikkati çekti ve babasının ölümünden sonra Horasan valiliğini üstlendi.
Tuğrul Bey 1063´de ölünce Selçuklu ülkesinde taht kavgaları başladı. Oğlu olmayan Tuğrul Bey, Alp Arslan´ın kardeşlerinden Süleyman'ı kendine veliaht seçmişti. Nitekim sultanın ölümü üzerine veziri Kunduri, veliaht Süleyman'ın sultanlığını ilan etti. Fakat bazı Türk Beyleri'nin buna karşı çıkması sonucunda Alp Arslan tahta geçti.

1068'te Bizans İmparatorluğu'na karşı savaş ilan ettikten sonra,kazandıkları savaşlar Türkler'i Ortadoğu'ya doğru geri çevirmiş; bu başarılar Bizanslılar'ı, Türkleri'i çıkarmak için Malazgirt'e kadar getirmiştir. Alp Arslan 1071 yılında, Türk tarihinin en önemli zaferlerinden biri olan Malazgirt Savaşı'nı kazanmıştır.
Bu dönemde Bizans bir nevi fetret devri yaşamıştır. Alp Arslan, Bizans İmparatoru Romen Diyojen'in canını bağışlamış, onu sadece yıllık vergiye bağlayıp bir süre esir tutmuştur. Fidyesi ödenen Romen Diyojen ülkesine döndüğünde, tahtından indirilmiş ve VII. Mikhail'in yeni bir Bizans imparatoru olarak tahta çıkmış olduğunu görmüştür. Tahtını geri almak için yaptığı savaşlarda mağlup düşmüş; kaçtığı Kilikya'da bir küçük kalede yakalanarak gözlerine mil çekilmiş; İstanbul'a getirilmiş ve Proti adasında (Kınalıada'da) sürgün edilmiştir. Gözlerinin kör edilmesinden dolayı oluşan yaranın enfeksiyonu sonucu ölmüştür.[1] Bu nedenle Malazgirt Savaşı sonunda esir Romen Diyojen'in imzaladığı vergi ödeme vaadi geçersiz kalmıştır.
Alp Arslan, esir aldığı bir kale komutanı tarafından 1072 yılında şehit edilmiştir. Bazı kitaplara göre Bknz: Semerkant Alp Arslan'ın savaşta esir aldığı bir kişi yüzünden öldürüldüğü söylenmektedir!
Türkmen takviminde 2002 yılından Temmuz 2008'e kadar Ağustos ayı Alp Arslan olarak adlandırılmıştır

Ayrıntılar

Tam adı ʿAdud ad-Daula Abu Shudschaʿ Muhammad bin Dāwūd Čaghrī
Doğumu 1029
Ölümü 15 Aralık 1072
Önce gelen Çağrı Bey
Sonra gelen Melikşah
Babası Çağrı Bey


Malazgirt Savaşı Temsili Resmi



Facebook sayfamızı beğenin.
    



__________________
Ülkümüz Göklerde Dalgalanan Bir Sancak
Bizler Allah'ın Önünde Eğiliriz Ancak..!

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Bu üyeler cagri_ts nickli üyenin mesajına teşekkür etti.
qooqLe (16-03-2009), ßy_MaRs (16-03-2009)
Alt 11-03-2009   #9
  • Offline
  • Tuğgeneral
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Jul 2008
Nerden
Ötüken - Tanrı Dağları
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
235
286 Mesajına
475Teşekkür Aldı
  


Kavurd Bey

Kirman Selçuklu Devleti (Kirman Selçukluları) ( 1092-1187)
Çağrı Bey'in oğlu Kavurd , Selçukluların Kirman kolunun başı idi. İran'ın güney kısmında yer alan Kirman'dan başka Fars, Hürmüz ve Umman'ı da zapt etmişti. Birkaç kez isyan eden Kavurd Sultan Melikşah tarafından boğdurulmuştu. Onun yerine geçen oğulları Selçuklulara bağlı kaldılar. Bir ara Gurlular'ın hâkimiyetine giren Kirman Selçuklu Devleti, 1187'de Oğuzlardan Dînar tarafından son verilmiştir.



Facebook sayfamızı beğenin.
    



__________________
Ülkümüz Göklerde Dalgalanan Bir Sancak
Bizler Allah'ın Önünde Eğiliriz Ancak..!

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Bu üyeler cagri_ts nickli üyenin mesajına teşekkür etti.
qooqLe (16-03-2009), ßy_MaRs (16-03-2009)
Alt 11-03-2009   #10
  • Offline
  • Tuğgeneral
  • Genel Bilgiler
Üyelik tarihi
Jul 2008
Nerden
Ötüken - Tanrı Dağları
Mesajlar
Konular
Ettiği Teşekkür
235
286 Mesajına
475Teşekkür Aldı
  


Melikşah (Farsça: ملكشاه d. 1055 - ö. 1092) Büyük Selçuklu Devleti hükümdarıdır. (1072-1092)

Melikşah 1055 tarihinde doğdu. Babası Alparslan, kaabiliyeti ve cesareti ile dikkati çeken Melikşah ile yakından ilgilendi. Melikşah babası ile birlikte küçük yaşta Gürcistan seferine katıldı. Alparslan 1066 tarihinde Melikşahı veliaht tayin etti. 1072 tarihinde Alparslan'ın ölümünden sonra Melikşah hükümdar oldu. Melikşah sultan olduktan sonra babası zamanında vezirlik makamına getirilen Nizamülmülk'ü görevinde bıraktı.Alparslan'ın hükümdar olduğu dönem Büyük Selçuklu Devleti'nin en parlak dönemidir.Babası Alparslan'ın yerine Melikşah'ı 1072 yılında tahta geçti..Tahta geçtiği ilk yıllarda amcası Kavurd yönetimi ele geçirmek için isyan etti.Onu yenerek ülkesinde düzeni sağladı.Bu arada Devletimizindeki iç isyandan faydalanan Gazneli ve Karahanlı Devletleri birleşerek saldırdılar.Bu iki devletide yendiler.Karahanlı Devleti bu mağlubiyetten sonra ikiye ayrıldı.Doğu Karahanlıları Karahitaylar,Batı Karahanlıları Harzemşahlar yıktı.

Melikşah tahta çıktıktan sonra gazneliler ve Karahanlılar Selçuklu topraklarına saldırdı. Ayrıca amcası Kavurd Bey Büyük Selçuklu tahtında hak iddia ederek isyan başlattı. Kavurd'un isyanı vezir Nizamülmülk tarafından bastırıldı. Melikşah daha sonra Karahanlılar ve Gazneliler üzerine sefer düzenledi ve kaybedilen yerleri geri aldı.Melikşah'ın Gürcistan'a yaptığı 3 sefer sonucunda Gürcü Kralı ve bölgedeki diğer mahalli hükümdarlar, Büyük Selçuklu Devletinin hakimiyetini kabul ettiler. Melikşah zamanında Selçuklu komutanları Anadolu Suriye Filistin ve Yemen'de fetihler yaptı. Abbasi halifesi 1087'de Bağdat'a gelen Melikşah'a çeşitli hediyeler verdi. Ayrıca Halife, Melikşah'ı doğunun ve batının sultanı ilan ederek ona iki kılıç kuşattı. Melikşah kızını halife ile evlendirdi.Karahanlı hükümdarının Selçuklu topraklarına saldırması üzerine tekrar Maveraünnehir seferine çıkan Melikşah önce Batı Karahanlıların daha sonra ise Doğu Karahanlıların topraklarını Büyük Selçuklu Devletine dahil etti.

Melikşah zamanında Büyük Selçuklu Devletinin sınırları Akdeniz ve Marmara Denizinden Kaşgar'a, Kafkasya'dan Yemen'e kadar uzanıyordu. Melikşah avlanmayı sever ve alimleri korurdu. Gazali, Kaşgarlı Mahmud ve Ömer Hayyam gibi alim ve şairleri himaye etti. Bağdat'da Sultan Melikşah Camiini yaptırdı. Isfahan'da bir rasathane, çeşitli yerlerde ise kervansaray,köprü,imaret,kale,hisar ve medreseler inşa ettirdi. 1074'de Celali takvimini hazırlattı. Ticaret mallarından alınan vergilerin bazılarını kaldırdı. Ermeni Patriğinin isteği üzerine kiliseleri, manastırları ve rahipleri vergiden muaf tuttu. Hac yollarında su kuyuları açtırdı ve bu yolların emniyetini sağladı.

En güçlü vezirlerinden Nizamülmülk 1092'de Hasan Sabbah'a bağlı fedailerce öldürülür. Aynı yıl Melikşah da kimliği belirsiz kişilerce öldürülür. Selçuklu işgali altındaki günümüz İran sınırları dahilinde Hasan Sabbah'ın verdiği mücadele bu döneme damga vurmuştur. Melikşah'ın da bu fedailer tarafından veya Nizamülk'ü Melikşah'ın öldürttüğünü düşünen Nizamülmülk'e bağlı askerlerin öldürdüğüne dair belirsizlik vardır. Melikşah'ın ölümünden sonra kardeşi ve dört oğlu arasında taht kavgası başlamıştır. İran'da Mahmud, Anadolu'da Kılıç Arslan, Irak'da Berkyaruk, Horasan'da Ahmed Sencer, Bağdat'da Mehmed Tapar hükümdarlıklarını ilan ettiler. Bölgedeki bu iç savaş hali Birinci Haçlı seferi'nin başarısını artıran bir etken olmuştur.



Facebook sayfamızı beğenin.
    



__________________
Ülkümüz Göklerde Dalgalanan Bir Sancak
Bizler Allah'ın Önünde Eğiliriz Ancak..!

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.
Offline  
Alıntı ile Cevapla
Bu üyeler cagri_ts nickli üyenin mesajına teşekkür etti.
qooqLe (16-03-2009), ßy_MaRs (16-03-2009)
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bilgilendirme Turkhackteam.net/org
Sitemizde yer alan konular üyelerimiz tarafından açılmaktadır.
Bu konular yönetimimiz tarafından takip edilsede gözden kaçabilen telif hakkı olan veya mahkeme kararı çıkmış konular sitemizde bulunabilir. Bu tür konuları bize turkhackteamiletisim[at]gmail.com adresine mail atarak bildirdiğiniz takdirde en kısa sürede konular hakkında gerekli işlemler yapılacaktır.
Please Report Abuse, Harassment, Scamming, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to turkhackteamiletisim[at]gmail.com


Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük bir amacı elde etmek için belli başlı bir vasıtadır. (M.KEMAL ATATÜRK)




Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2013
Tema Desteği: www.tr-vBulletin.com



Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.